"Zen Budizm, buradaya duyulan temel bir güvenle, özgün bir 'dünyaya güven' ile doludur. "
Zen Budizm'i resmen sıradanlığın felsefesi. Herhangi bir olağanüstülük aramaz. Bir kutsallık yoktur. Sadece varolmak vardır. Dünya ile, nesneler ile ilişkinin geçirgenliğinden yani manzaranın bakana bakanın da manzaraya akmasından bahsetmesi bana ılık rüzgar eşliğinde bahçede oturduğum anları hatırlattı. Özne olarak kendini ayırmadan o anda sadece bir sinek gibi bir toz tanesi gibi var olmaktan bahseder. Ölümü yaşayabilmek için ölümü yaşamın karşısına koymadan yaşamak gerektiğini savunur. Herhangi bir şeye bağlı kalmadan öylece yaşamın içinde akıp gitmek önemlidir. Bir yaşam bir yol vardır ancak ulaşılacak bir şey (yer, amaç vb) yoktur çünkü zaten her anda varoldukça o şeye ulaşılmıştır.
Yolculuktan bitkin ...
Kalacak bir yer aramak yerine
İşte bak: mor salkımlar!
Bashô
Zen Budizm'inde Tanrı'da güç kavramı yoktur. İrade veya öznellik gibi kavramlar da yoktur. Tanrı'ya yakarış yoktur. Tanrının temeli "hiçbir şeyi dışlamayan, gücün herhangi bir taşıyıcısı tarafından işgal edilmeyen boş bir merkezdir." İnsanın tanrıda kendisini görmekten hoşlanmasının getirdiği narsist yapı yoktur. Boşluktur. Boşluk çıplaklık da değildir. Boşluk hiçliktir. Hiç (Substantia) olan bir şey ne bir şeyin nesnesi olabilir ne de bir şeyin öznesi olabilir. Bu bakımdan Töz'e benzemez. Töz "Hipotesis"ten de gelmektedir. "dayanıklılık", "kararlılık" anlamına gelir. Yani "Töz" kendine dayanmaktadır. Sûnyata "boşluk" ise Töz'ün zıttıdır. Töz kendisi ile doludur. "Boşluk alanı tanım zorlamasından bağımsızdır." Bir merkezi yoktur çünkü merkez her yerdedir. Bir toz tanesinde bütün evren görülmelidir der. Ancak bu İslam'daki bir toz tanesindeki yüceliği görerek tüm evrendeki mükemmeliği görmek gibi bir şey değildir.
Nörolog Benjamin Libet deneyi sonucu: bir şey yapma niyetinizi ayrımsamanız o eylemle bağlantılı beyin aktivitesinin ilk dalgasına yaklaşık 300 milisaniye geriden izler ve beynin bir tercihte bulunması ile o tercihi ayrımsamanız arasında Bir saniyenin 3/10'u kadar bir süre geçer. Bu işleme süresine, tercihi yerine getirmedeki onda iki saniyelik süreyi eklersek beynimizin bir şeyi yapmaya niyetlenmesiyle bunun fiilen yerine getirilişini ayrımsamanız arasında tam yarım saniyenin geçtiği ortaya çıkar. Harekete geçme niyeti öncesindeki sinir aktivitesi bilinçle zihniniz için erişilmez olduğunda bir özgür irade duyusunu taşırız. Oysa bu durum bir şey yapma niyetimizi ayrımsama sebebini saptayan anlayışımızdan kaynaklanan bir yanılsamadır. Bütün bu çalışmalar kalıtsal yaklaşımın beynimize ne kadar kökleştiğini bilinçaltımızla nasıl bütünleştiğini ve ayrımsama sürecinin altında yatan kalıplar yarattığını gösterir.
"Sağ kalmak ve üremek açısından bağlantılar kurmak zorunda olmamız nedeniyle doğal seçilim bütün bağlantı kurma stratejilerini hatta yanlış pozitiflerle sonuçlananları da yeğ tutmuştur. Bu evrim perspektifi ile insanların saçma olmayan şeylere inanma gereğinden dolayı saçma şeylere inandığını artık anlayabiliriz."
Uydurma bir kalıbın gerçekliğine inanma bedelinin yani hışırtı var kaplan yok gerçek bir kalıba inanma bedelinden yani hışırtı var ama kaplan da var daha az olduğu durumlarda doğal secilim kalıpsal yaklaşımı yeğ tutar