On bir yıldır sabah yatıp öğlen kalkıyorum. Hava kararana kadar geçmiyor dalgınlığım. Belki de uykuda kaybettiğim bir şeyleri arıyorum. Kimi görsem rüyalardan bahsediyorum. Oysaki hatıralardan konuşmak lazım.
Kapı falan değil ay. Kendi halinde bir surat işte.
Parmak boğumu denli beyaz ve korkunç sinirli.
Karanlık bir suç gibi sürükler denizi peşinden; sessizdir
Koyu bir umarsızlığın bakakalışıyla burada oturuyorum işte.
İnsan sevilmedikçe ait olamıyor hiçbir şeye. Ben bütününü kaybetmiş bir parçayım. Varlığımı hissetmediğim oluyor. İçimde sürekli boşluğu sızlayan eksik parçalarım var.