Betül

Betül
@hevesmikaldi
düzenli okuma alışkanlığı edinmek gibi bir hayalim var...
öğretmen
1999
15 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
7/10
·216 syf.··
2025 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2025 00:00
Polisiye okumayı, özellikle cinayeti çözme sürecinde temponun hiç düşmediği kitapları seven biri olarak söyleyebilirim ki kitabın ilk 150 sayfası sürükleyiciydi, sürekli olur mu olmaz mı şüphelerine düşürdü fakat sonradan bu özelliğini yitirdi, Flora'nın mektubunu okurken çok sıkıldım her şeyin bu şekilde ortaya çıkması polisiye etkisini kaybettirdi bende, sanki birbirine asla uygun olmayan iki insanın aşk-kötü yazgı hikayesini okuyordum. O yüzden bir solukta bitti diyemeyeceğim... Ayrıca eklemek isterim dönemin teknoloji noksanlığına rağmen çözüme getirecek yolların izini süren ve cinayeti aydınlatan Remzi ve Seyit efendileri kutlar ve teşekkür eder, bunun yanında sarhoş olup kuyuya düşerek belki de kimsenin yokluğunu bile fark etmeyeceği birinin cinayet soruşturmasını başlattığı için zirzop Nazif Efendi'ye de teşekkürü borç bilirim:))
Kesik BaşHüseyin Rahmi Gürpınar · İthaki Yayınları · 2021550 okunma
Reklam
8/10
·396 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
Yazarı her ne kadar polisiye ile tanısak da bu kitapta polisiyenin, gizemin yanında her konuda bilgi var. Okurken türüne rağmen bu kadar bilgi dolu olmasına hayran kaldım. Konya'nın tarihi yerlerinden tut, Eflaki'nin Ariflerin Menkıbeleri'ne kadar her şeye değinilmiş. Büyük bir araştırmanın ortak ürünü gibi olmuş. Şems'in, Mevlana'nın sözlerinden/şiirlerinden kurguda tam yerinde eklemeler yapılmış. Belki hakikat mantığını gerçek anlamda anlamadığımızdan Şems ve Mevlana'yı ve eserde anlatılan yolculuklarını, ilişkilerini anlayamayacağız. Ama düşündürüyor olması beni okumaya teşvik etti. Kitap akıp gitti bir anda.. Fakat hâlâ Karen Kimya'nın bu kadar mistik bir olayın içine neden seçildiğini anlamadım(tamam babası da bir derviş ama yine de sebep sadece bu mu çözemedim) Genel olarak eseri sevdim sonunu yazardan alışkın olduğum tarzda daha vurucu beklerdim ama bir tık sakin ve düz bitti gibi... Sayfalarda bir yerde Nevzat komiser ve Ali'ye geliyor konu, cidden gözler onları da aradı bu arada:)
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Doğan Kitap · 200842,7bin okunma
6/10
·312 syf.··
2025 2. kitabı
Polisiye okumayı sevdiğim için kütüphanede gezerken rastgele gördükten sonra arka kapağını okuyup ödünç aldığım kitaptır. Yazarı daha önce okumadığım için beklentim yoktu. Okuduktan sonra şunları söyleyebilirim ki kitap akıcı; evet sıkılmadan bitirebilir, olayın sonucuna ulaşmak isteyebilirsiniz. Sonunu böyle tahmin etmiş miydim, yani katili tespit etmiş miydim? Hayır. Yalnız şunu söyleyebilirim ki BENCE kitabın başında çok erken verilen bilgiler vardı, bölüm bölüm farklı kişiler anlatıldı/tanıtıldı vs. Bu da aslında ileriye dönük tahmini kolaylaştırdı ne kadar farklı şüphelilerde(Mert'in aşk ve nefret cinayetleri işlemiş olduğuna inanmak gibi) yoğunlaşsak da olayın bu işe(eser kaçakçılığı) bağlanacağı belliydi. Ve beni en çok rahatsız eden şey ise rastlantılardı, elbetteki emniyet çalışanlarına yardımcı olacak olaylar yaşanacaktı ama şahsımca fazla buldum mesela başkomiser Fatih'in neredeyse yoluna hiç taş konulmadı. Herkesi tanıyor, ülkenin birçok yerinden iletişimde olduğu insanlar çıkıyordu:) Biraz zorlansın çıkmaza girsin isterdim cesur polisimizin... Konu ve içerik hakkında söylemek istediklerim bunlardı. Bunun yanında bir şeyden daha bahsetmek istiyorum. Kitapta paragraf geçişlerinde bazı karmaşalar hissettim. Zamansal atlamalar veya karakterler arası geçişlerin aynı paragraf içinde verildiği bölümler vardı. Bu sayfa düzeniyle mi alakalıydı bilemiyorum ama cümlenin sonunu getirene kadar bu sebeple kafa karışıklığı yaşadığım anlar oldu. Kitap bittikten sonra aklıma takılan soru da şu oldu? Neden "Buz Yürekler"... Okumak isteyenlere iyi okumalar, polisiye sevenlerin seveceği bir kitap olacaktır.
Polisiye
Buz YüreklerGençosman Denizci · Hayat Yayınevi · 2020297 okunma
7/10
·552 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Yazarın diğer polise kitapları kadar beğendiğimi söyleyemem. Bunun nedeni bana çok uzatılmış gelmesiydi, gazeteci Adnan'ın iç monologlarını sayfa sayfa okumak beni sıktı açıkcası. Her ne kadar bunlar olayın çözümünde bir yol haritası olsa da bana fazla geldi. Bu yönünün dışında kitap sürükleyiciydi. Doğan gerçekten öldü mü? Binbaşı denilen adam kim? diye ben de kafa yormaya devam ediyordum okurken. Kitapta ideolojik düşünceler var tabii bu hoşuma giden bir şey değil aslında fakat Ahmet Ümit burada iki farklı görüşe sahip insanı da gayet iyi betimlemiş bizlere hatta inanç açısından sunulan zıtlık da beni etkiledi...Bir cana kıyması sebebiyle kendini cezalandıran Resul, son derece Allah'a yönelmiş bir karakterdi. Onunla tanışan Adnan her ne kadar inançlı olmasa da aralarında geçen sohbet beni çok etkimişti. Kitap içinde yer bulan bu ikilikler yazarın kitaplarında görmeyi en sevdiğim şey, bu konuda çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Kitabın sonuç bölümü için söyleyebileceğim şeyler ise çok fazla karakter vardı, türlü türlü insanlardan şüphelendim açıkçası fakat düşündüğüm gibi olmadı, yine her şey son 30-40 sayfada yeniden kurgulandı ve bitti. Ters köşe bir son oldu bu da benim "bu kitabı iyi ki okudum" demek için yeterli bir sebep. Okumayı düşünen herkese keyifli okumalar şimdiden:)
KuklaAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 20199,6bin okunma
9/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2024 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2024 00:55
Yine beklenmedik bir son. Kitapta işlenen olayın yanında öğrenilecek çok şey var. Bunlardan bazıları; bölgenin coğrafyası ve kültürü, orada yaşanmakta olan mücadele, geçmişe ışık tutan tarihi bilgiler ve hatta aşçı Halaf'ın yemek tarifleri. Ahmet Ümit yine sadece bir polisiye bir gerilim yazmamış bütün bunları işlemiş bu kitapta. Olay o kadar ayrıntıyla işlenmiş ki son 100 sayfada kendimi olayın içinde hissettim artık herkesten şüpheleniyordum. Yine de katil şüphelenmediğim biri çıktı. Patasana'nın tabletleri ve kazı ekibinin yaşadıklarının paralelliği olayı daha da etkili kılmıştı. Sonunda Patasana vicdan azabından bahsediyordu fakat tabletleri okuyup çevirmesine rağmen katil doğru olanı yaptığını savunuyordu. Oysa Patasana gelecek kuşaklara "kinin değil sevginin, ölümün değil yaşamın" kalıt bırakılmasını savunuyordu... Yine de onun söylediği şu ifadelerin şahsımca gerçeklik payı vardır: "Nasıl ki Homeros'un İlyada'sı, Musa'nın Tevrat'ı, İsa'nın İncil'i, Muhammed'in Kuran'ı ve yüzlerce filozofun yazdığı binlerce sayfalık metinler işe yaramadıysa Patasana'nın tabletleri de insanoğlunun yüreğindeki vahşeti durdurmaya yetmeyecektir"
1000Kitap
PatasanaAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201929,3bin okunma
Reklam