Kitap dil açısından akıcılığı yüksek ancak sürükleyiciliği orta derece denebilirdi. Çünkü aslında bu beklediğimiz bir polisiye romandan farklı olarak bu cinayete tanık olan birinin yaşadığı duygu karmaşası ve ikilemi anlattığı için daha çok düşünceler yer almıştır.
Genel olarak kitap teorik bilgilerle ve ahlaki çatışmalarla yoğun olduğu için akıcılığı ve sürükleyiciliği biraz olumsuz etkilemiştir. Eğer bu tarz kitaplar okumaktan hoşlanıyorsanız büyük bir heyecanla okuyabilirsiniz. Ancak bir polisiye roman beklettiniz varsa sürükleyicilik açısından beklentinizi düşürebilirsiniz.
Dikkat burası sonra spoiler içerir.
Edebiyat profesör bir Nobel akşamı karşı binadaki bir cinayete tanık oluyor ancak durumu hemen polise bildiremiyor. Bunun ilkel bir davranış olduğunu, zevk için yapılan bir cinayet olsaydı durumu farklı olabileceğini düşünüyor. Ancak hikaye cinayete değil, ona tanık olan entelektüel profesörün davranışlarına ve ruhsal durumuna odaklanır.
Kitap modern insanın ahlaki çöküşünü yalnızlığını ve "seyircileşmesini" konu alır. Okur, suç ortağı olur ve rahatsızlık hissi verir. "Medeni insanın" durumu şudur: Düşünce eylemin yerini almıştır. İnsan olması gerektiği an hareketsiz kalmaktır. Kötülük sadece aktif şiddetten değil pasif kayıtsızlıktan da doğar
Onca kitap, kültür onu ahlaki açıdan daha güçlü yapmamış. Teorik bilgi pratik cesarete dönüşmemiştir.
Doğru şeyi bilmek, doğru olanı yapmak demek değildir.