• - "Iraz ne der ola bu işe?"
    + "Bir haber gönderelim. Gönderelim ama, ayıp kaçacak. Bu kadar kahrımızı çekti. Üstüne evlenmek..."
    - "Belki iyi karşılar Hacı."
    + "Ben olsam böyle bir şey yapmam."
    - "Hacı görüyorsun. Halim hal değil. Şöyle bir usturuplu söyleyecek adam bulsak, gönlünü alsak onun..."
    + "Ya istemezse..."
    - "O zaman onu düşünürüz."
    + "Öyleyse Kel Hayimi gönderelim Iraza."
    Efe Kel Hayimi çağırtıyor. Hayim bir Yahudidir. Cesurdur. Ataktır. Efenin en güvendiği yatağıdır. Sonra bir de Efenin en çok sevdiği adamdır.
    - "Ben Kayaköyden Memed Ağanın kızı Fatmayla evlenmek istiyorum. Var Iraza söyle ne diyecek bu işe."
    Kel Hayim diretti:
    + "Ben bunu Iraz Hanıma söyleyemem. Böyle iş olmaz. O beni öldürüverirse..."
    - "Söylemezsen ben seni öldürürüm."
    + "Peki öyleyse. Bu işi yapar, Iraz Hanımın gönlünü alırsam ne var bana Efe?"
    - "Rüşvet mi istiyorsun?"
    + "Rüşvet istiyorum Efe."
    - "Bak Kel, rüşvet değil de senin açıkgözlülüğün için sana yüz altın veriyorum. Bu işi kıvıramazsan kel kafan gitti."
    Hayim sevinerek yola düştü. İki gün içinde Iraza gitti geldi.
    + "Ver yüz altını Efe. Razı oldu. Üstelik memnun oldu."
    - "Nasıl kandırdın ulan Kel?"
    + "Bir efeye, hele bizim efemiz gibi bir efeye bir kadın yakışmaz. Efe, şerefli efe en az iki karılıdır, dedim."
    - "Ne dedi?"
    + "Doğrusun Hayim Efendi, dedi. Bunu hiç düşünmesiydik, dedi. Sökül yüz altını."
    Yaşar Kemal
    Sayfa 74 - Yapı Kredi Yayınları
  • 114 syf.
    Hey tanrım
    Bana üç tane (oooooo)
    Üç te yetmez beş tane (aaaaaa)
    Beş te yetmez yedi tane
    Ver ver ver ver
    Ver Allahım ver

    Ey Tanrım; O'na 3 tane, 3 de yetmez 5 tane,ver,ver,veeerr Allah'ım ver,sen hep Hürmüz'e ver...Hürmüüüzz... Taşkasaplı Hürmüz... Te ba bizim Ürmüzcük yeri gelir Karadenuz'da Ejderiderya'nın yelkenlerini pupa eder yeri ge ge ge geliirr ma ma mahallenin raconunu keser... O yok mu O... Eline henüz erkek eli bile değmedi ama bir öpücüğe halletmeyeceği iş yok hem de peçe üstünden yaaa... Heeeyyttt var mı Hürmüz gibisi bee? O ki paşa konaklarında hizmet ederek hayatı öğrenmiş, şimdi ise 40'ına varmadan,eller bakışırken, giydiği yakışırken gönlünün sultanını bulma derdinde... Aman doktor bu derde bir çare...

    1800’lerde, İstanbul, Taşkasap Mahallesi’ndeyiz. Mahallede bir konak, içinde merhum paşanın dul eşi Hürmüz… Hürmüz, yedi tane kocası olan genç bir kadın. Hayatını, ekonomik ihtiyaçlarını kocaları arasında paylaştırarak sürdürüyor, ancak onlarla duygusal bir bağ kurmuyor. Ne var ki Hürmüz günün birinde Doktor Hüsrev’e âşık oluyor ve hayatındaki denge sarsılma tehlikesiyle karşı karşıya geliyor. Her kocasına kendisini farklı bir kimlikle tanıtan Hürmüz, Berber Hasan’ın aşırı saf, Hallaç Rüstem’in aşırı kibar, Bıçkın Ömer’in ise aşırı maskülen karısı oluyor. Her biriyle haftada bir gün buluşarak, hayatını sakin sakin sürdürürken bütün erkeklerin aynı anda konağa gelmesiyle işler karışıyor. Bu kargaşadan da bir şekilde sıyrılmayı başaran Hürmüz tam doktorla evlenecek diyoruz ki, olayların akışı beklemediğimiz biçimde değişiyor.