Bu kitabı okurken öncelikle biraz tereddüt etmiştim. Bir bakar mısın öğretmenim, kitap benim için uygun muydu? Girişinde sadece öğretmenler içindir yazmıyordu. Okuyabilirim dedim. Ayrıca öğretmek veya öğrenmek için bir okulda olmaya gerek yoktu. Yaşamın tamamında bazen öğretmen, bazen öğrenci olabiliyorduk. Yaşam ise tam bir okuldu.
Doğan Hoca bu kitabı yazmaya karar verip bir çağrı yapınca, dönüşler konusunda çok şaşırmış ve çok fazla veri, hikâye toplamıştı. İçlerinden gerçek hikâyeleri derleyip toplayıp en güzellerini seçmiştir.
Bugünlerde okullarda yaşanan olumsuz, üzücü olayların üzerine bu yorumu yapmak benim için zor olsa bile bir bakıma da önemli diye düşünüyorum. Ailede başlayan öğrenimin okulda, sokakta, kısacası yaşamın her alanında olduğunu unutmamak gerekir. En önemli ayrıntı; samimiyet, sevgi ve mutluluk ile öğretip aktarmalıyız. Öğrettiğimiz insanların yaşamlarına güzel dokunuşlar yaparak, geçmişlerine güzel anılar bırakarak… Hepimizin yaşamında öğrenmeye yönelik mutlaka güzel anılar vardır.
Ben de 1990’lı yıllardan taşradan, Doğu Karadeniz yaylalarından birleştirilmiş sınıftan kopup dördüncü sınıfa, İstanbul mega kentinin en metropol bölgesine düşmüş olmanın zorluğunu yaşamıştım. Ama bir yıl sonra Beşiktaş ilçesi gibi bir yerde çevre üzerine kompozisyon yarışmasında derece almak, Lions Kulübü’nden mansiyon plaket ile ödüllendirilmek, gerçek anlamda eğitim hayatına dokunuşları olan öğretmenlerimin eseridir.
Edebiyata, duygu ve düşünceye verdiğim önem, ilgim; ayrıca yaşamın tamamına yayılan olumlu, güzel değerlendirmelerdir. Bu şekilde bir yorumla katkıda bulunmak istedim. Bir bakar mısın öğretmenim eserine. Doğan Cüceloğlu hocama rahmetler diliyorum.