sevgili patti..
bu kitabı okurken o kadar çok "evde" hissettim ki anlatamam. cafe 'ino, cafe 'ino'da ki rutinin, kahveler, izlediğin dedektif(?) dizileri.. hepsi o kadar hoştu kii! bahsettiğin hemen her kitabın, dizinin üzerini işaretledim ileride dönüp bakmak için. fotoğrafçılığa olan ilgin bir kenara kaldırdığım fotoğraf makinesi edinme fikrimi önüme geri koydu.
yaş almış halimin senin gibi olması dileğiyle
bu kitap benim okuduğum ilk jack london kitabıydı. çok beğendim, altını çize çize bitiremediğim kısımları oldu. bu kitaptan sonra diğer kitaplarını da okumak farz oldu
(belki spoiler olabilir)
Babasına yazdığı bir mektupta bile ona karşı olan içine işlemiş korkuyu hissetmek ilginçti. Ben böyle bir mektup yazabilir miydim, bilmiyorum. Mektup alıcısına ulaşsaydı alıcı neler düşünürdü, ne yapardı? Sanırım bunu hep merak edeceğim.