5/10
·88 syf.·
2026 150. kitabı
Heyula Halide Edib Adıvar Halide Edib'in ilk defa bir eserini okuyorum. Eser, yazarın tamamlanmış ilk kurmaca metni olma özelliğini taşıyor. 88 sayfalık ince bir kitap olmasına rağmen, barındırdığı yoğun ve tekinsiz atmosfer sebebiyle acele etmeden, zamana yayarak okuduğum bir süreç oldu. Dili oldukça ağır, neyse ki kitabın sonuna geniş bir sözlük eklenmiş. Hareketli bir hikaye bekleyenlere yavaş gelebilir ancak insan psikolojisini, dönemin sinir hastalıklarını ve gerilimlerini merkeze alan yapısıyla karakterlerin ruh halini çok güçlü hissettiriyor. Kelime anlamı "ürkütücü hayal" olan Heyula, üst sınıf Osmanlı kadınlarının histerikleştirildiği metinler silsilesinin önemli bir parçası. Bu yönüyle Fatma Aliye ve Ahmet Mithat’ın Hayal ve Hakikat’ini hatırlatırken, bir yandan da yazarın sonraki ünlü eseri Handan’ın ön metni gibi konumlanıyor. Eserde bir nevi "Heyula"mız olan, içine kapanık Selma'nın hikayesini okuyoruz. Bir adamın ona duyduğu derin aşkın yanında, Şahap’ın Paris’ten getirdiği hipnoz teknikleriyle Selma’yı iradesizleştirip kendine tabi kılması, edebiyatımızda psikolojik tasvir ve tedavi teması açısından oldukça öncü bir durum... Haşim Bey ve Ziya Bey'in de tanıklık ettiği bu dramatik savrulmada, zavallı Selma'nın buhranını okuyoruz...
Edebiyat
HeyulaHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019289 okunma
Puan vermedi·488 syf.··
2026 11. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2026 22:54
Akıcı bir Türkçe muaazam bir fikir ifade ediş fakat türk edebiyatı ve aydını ile ilgili tespitlerin büyük çoğunluğunda hatalar olduğunu düşünüyorum. Zira bizim toplumumuzun genel bir dışavurumu olarak özellikle Fransız ama temelde Batı hayranlığının veyahut Batı aydınlanmacılığının köklerini her zamanki gibi bir kaçırma söz konusu. Örneğin özellikle Rus edebiyatının anlatıldığı yerde kitle ve yazar ilişkilerinin bu denli övülmesine rağmen Türk aydınlanmasının kendini Batı ile konumlamasına methiyeler düzülüyor gibi gibi vehet zaman olduğu gibi o muazzam ve eşsiz halk edebiyatımız bir heyula gibi lanse ediliyor. Bizim bilincimiz 1923 te bilinçaltımız ise tarihle başlıyor en azından iddia edilen bu fakat yanlış bir durum bu zira. Toprakta ne varsa onunla beslenen halkın sofrasında da o olmalıdır. Ama bizim "aydın" tipolojimiz sevmiyor patates oturtmayı o hep Fransızca adı kendinden uzun yemeklerin peşinde. O fon olmuyor bize, iyi ki de olmuyor... Sonuç olarak bir kültürün kendini nasıl batıya bırakmadığını ve kültürün ne denli karmaşık bir yapı olduğunu anlamak açısından güzel bir kitap Tavsiye etmem, çok daha efektif kitaplar bulunuyor bu alanda
GünübirliklerCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 2005221 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sıradakiiiiiiiiiiiii :D
8/10
·76 syf.·
2026 12. kitabı
Heyula, Halide Edip Adıvar’ın insan psikolojisine odaklanan romanlarından biri.Psikolojik ilk Türk romanı hatta. Bu kitabı okurken olaydan çok karakterlerin iç dünyasına odaklandım. Hikâye hızlı ilerleyen bir olay örgüsünden ziyade insanın zihninde büyüyen korkular ve kuruntular üzerine kurulu. “Heyula” kavramı da bana göre tam olarak bunu temsil ediyor: insanın kendi içinde büyüttüğü görünmez korkular. Dil yer yer ağır olsa da(%95’i) , karakterlerin ruh hâlini güçlü bir şekilde hissettiriyor. Çok hareketli bir hikâye bekleyenler için yavaş gelebilir ama insan psikolojisini merkeze alan bir roman,hiç duymadığınız kelimeler ile karşılaşacaksınız durun üzülmeyin,kitabın son 6 sayfasına sözlük olarak yer verilmiş.Okumaya değer. Keyifli günler dilerim.
HeyulaHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019289 okunma
7/10
·88 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 23:22
Halide Edip Adıvar'ın Çingene Kızı romanından sonra yazmaya başladığı ikinci romanı Heyula'da, Osmanlı'nın ondokuzuncu yüzyıl sonlarında telif-tefrika eserlerinde yaygın olan histerik, depresif kadın karakterinin bir benzeri anlatılmaktadır. Ziya, arkadaşı Haşim'in evine gittiğinde önceden Fener'de gördüğü ve dikkatini çeken, Haşim'in karısı olduğunu öğrendiği histerik Selma ile karşılaşır. Ziya ile depresif dönemleri olan Selma, Selma'nın iyi olduğu zamanlardaki kültürel sohbetlerinde birbirlerine yaklaşmaktadırlar. Hem bedensel hem ruhsal olarak Ziya'ya çekici görünen Selma'nın, uzak akrabası Şahap Bey'e ilgisinin olduğunu Haşim'den öğrenen Ziya sarsılır. Depresif, histerik eşinden bunalan Haşim, ara ara evin çalışanları veya başka kadınlarla ilgilenerek eşinin bu durumundan uzaklaştığını düşünür. Sonradan öğreniriz ki Selma, uzak akrabası Şahap Bey tarafından hipnozla kendisine boyun eğdirilmiştir. Charles Gounod'un operası Faust'a hikayesiyle göz kırpan Heyula, yazarın ilk dönem eseri olması sebebiyle akıcı değil; günümüz diline uzaklığından kaynaklı, okunması biraz meşakkatlidir. Herkese iyi okumalar...
Edebiyat
HeyulaHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019289 okunma
zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayanlar buraya!
10/10
·136 syf.·
2026 23. kitabı
Selamm arkadaşlar, kitap öyle kütüphane rafında süs diye duracak bir şey değil; resmen fitili ateşlenmiş bir dinamit. :) Adamm oturmuş o ensesi kalınların garibanın sırtından nasıl geçindiğini çat çat anlatmış. "Avrupa'da bir heyula dolaşıyor" diye bir giriyorlar mevzuya... Adam açık açık diyor ki; bu düzen senin alın terinle dönüyor ama kaymağını başkaları yiyor, uyan artık! Mevzu sadece para davası da değil, resmen bir haysiyet kavgası aslında. Burjuvazinin "özgürlük" ayağına milleti nasıl zincire vurduğunu deşifre ediyr, öyle ki okurken insanın içindeki adalet damarı "güm güm" atmaya başlıyor. Sonundaki o meşhur "Dünyanın bütün işçileri, birleşin!" çağrısını gördüğünüzde tüyleriniz diken diken olmuyorsa, ya mevzuyu hiç anlamamışsınızdır ya da zaten masanın öbür tarafındasınızdır. ;) Kısacası bu kitapta anlatılanlar, zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayanların dünyayı kazanma haritasıdır. Vesselam
Komünist ManifestoKarl Marx · Can Yayınları · 202416,4bin okunma
Ruhu Sıkışan Hardy’nin Dünyası
8/10
·464 syf.··
2025 76. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 19:05
Jude, evli olmasına rağmen kuzeni Sue’ya duyduğu derin aşkın gölgesinde yaşıyor; her adımında toplumun ve sınıfın engelleriyle karşılaşıyor. Adsız Sansız Bir Jude ’un bütün hikâyesi, ait olamamanın kemikleşmiş hali. Yetim bir çocukolarak başlıyor hayata; “yüksek” bilgiye, üniversiteye, başka bir hayata ulaşmaya çalışıyor ama toplum onu sürekli dışarı itiyor. Hardy, neredeyse cerrah titizliğiyle sınıfsal kapıları nasıl sessizce kapattığını gösteriyor. Bunu yazarken okurun göğsüne o boğucu hissi yerleştiren asıl şey, Jude’un zekâsı ya da isteği değil; imkânsızlığın her adımda kendi ağırlığını artırması. Hardy’nin tarzı çok keskin. Karakteri yargılamıyor ama asla elini de tutmuyor. Bütün acımasızlığı “dünya böyle işliyor” diye yüzüne vuruyor. İşte burada öne çıkan güçlü bir nokta var: Jude kişisel bir trajedi yaşamıyor; sistem onu doğrama tezgâhına kendi soğukkanlılığıyla koyuyor. Jude —kendini içten içe ikiye bölen bir adam. Bir yanda inancın düzeni, öte yanda arzunun karanlık kıpırtısı. Bedeniyle ruhu savaş halinde; kendini eğitmeye, arınmaya, daha yüksek bir yaşama ulaşmaya çalışırken her adımda kendi iç çatlağına takılan biri. Jude'un kuzeni! Sue —çelişkilerin kristali. Yakınlığı ister gibi durup ondan tiksinen, bir an doğru gördüğünü bir sonraki an günah sayan, mantığıyla duygusu arasında incecik bir ipek ipliğinde yürüyen biri. Toplumun kalıbına sığmıyor; yasalar ona işkence oluyor. Ve böyle bir işkence insanı ne hale getirir Hardy Sue'nun üzerinden haykırıyor: "Sen büyük bir hayalperestsin, Jude'cuğum. Aynı zamanda çok dokunaklı bir Don Kişot. Bazan da kendisini taşa tutarlarken Cennet'in kapılarının kendine açıldığına inanan Ermiş Stephen'sin. Ah zavallı arkada­şım, yoldaşım, daha çok acı çekersin sen!" Ve unutmayalım! Jude'un karısı Arabella —Felaket duyarsız, ahlaksız,
Adsız Sansız Bir JudeThomas Hardy · İletişim Yayınevi · 20141,790 okunma