Hamza

Hamza
@hhamzay
Arrakis çöllerinde kum solucanıyla beraber baharat arıyor. 2025’ten itibaren.
9 Eylül
9 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Aşk Üzerine
“Adı geçen büyük ideal sahibi ve yüksek ruhlu insanlar, sağlam karakterleri sayesinde bu beladan uzak dururlar. Zira bu gibiler için zilletten, boyun eğmekten, haksızlığa ve ukalalığa katlanmaktan daha ağır bir şey yoktur. Onlar, âşıkların bu gibi hallere katlandığını görünce aşktan nefret ederler; böyle bir şey başlarına gelince isteklerini bastırıp sabrederler. Dinî ve dünyevî meselelere kendilerini aşırı derecede kaptıranların durumu da böyledir. Kadınsı erkeklere ve onların sözünü etmekten zevk alanlara, zevzeklere, şımarıklara ve dünyada şehevî arzularını tatminden başka şey düşünmeyip onu elde edememeyi büyük bir bahtsızlık sayanlara gelince, bunların bu beladan kurtulmaları neredeyse imkânsızdır. Özellikle âşıklara ait hikâyelerin üzerinde fazlaca duranlar, aşka dair şiirleri okuyup anlatanlar ve hüzünlü müzik dinleyenlerin durumu daha da kötüdür.”
Sayfa 107
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
1 Mayıs Özel
“ +Bana en son sayıyı söyle, en büyük, en yüksek sayıyı. -Fakat bu çok saçma! Sayıların sayısı sonsuzken nasıl bir son sayı olabilir? +Öyleyse sen nasıl son bir devrimden bahsediyorsun? Son devrim yoktur. Devrimler sonsuzdur. “
Sayfa 239·Kitabı okudu
Hatalar Canlıdır
“İnsanları ‘canlı’ ve ‘ölü’ diye ikiye ayırmak bir hata. Sadece ölü-canlı ve canlı-canlı insanlar mevcut. Ölü-canlılar da yazıyor, yürüyor, konuşuyor, hareket ediyor. Fakat hata yapmıyorlar; sadece makineler hata yapmaz ve tek ürettikleri cansız nesnelerdir. Canlı-canlılarsa hataya düşer, aranır, sorgular, eziyet çeker. … Gerçekten canlı olan hiçliğin karşısında durur ve ara vermeksizin saçma, ‘çocukça’ sorulara cevap arar. Cevaplar yanlışmış, varsın olsun; düşünce hatalıymış, varsın olsun. Hatalar gerçeklerden daha değerlidir: gerçekler makineden çıkar, hatalarsa canlıdır.”
Sayfa 243·Kitabı okudu
Dönemin Türkçe İbadet Projesine Cevaben
Kur’an hadîka-i vücûdda açılmış hakīkī ve misâlsiz bir gül farz edilirse, en güzel tercemesi nihâyet onun dest-i mahâretle yapılmış bir resmine benzetilebilir ki bunda aslının ne maddesi, ne kuvveti, ne nü’ûmeti, ne nümuvvu, hâsılı ne yağı, ne râhiyası hiçbirisi bulunamaz. Biz de işte o gülü tutup koklayamayanlara gücümüz yettiği kadar bir resmiyle olsun tanıtmaya çalışacağız. Binâenaleyh bunlar Kur’an’ı tanıtacak bir meal olsa da Kur’an hükmünü hâiz olamaz, onun yerine konamaz. Mesela namazda okunamaz.
Sayfa 108
Kaybettiğimiz İslam Ahlâkı
“Biraderim Hamdi Yazır’dan gençliğinde şu hadiseyi dinlemiştim: kendisi on üç yaşında iken 1893 yılında İstanbul’a gelip Küçük Ayasofya Medresesi’ne girmiş Hacı Kâmil Efendi adında mübarek bir zâta hizmet edermiş. Oda kapısının eşiği yüksekçe olduğundan Kâmil Efendi’nin rahatça girip çıkması düşüncesiyle, üzerinde romence yazı bulunan bir gazyağı sandığının kapağını eşik önüne yerleştirmiş. Ertesi sabah bunu gören Kâmil Efendi, biraderimin koymuş olduğunu öğrenince: ‘ey oğul, ayağımızın altına öyle bir karpuz kabuğu koymuşsun ki hiç günahımız olmasa bu yeter!’ demiş. Biraderim ‘islam yazısı değil…’ demeye kalmamış, ‘A molla! Müslümanın da gavurun da yazısı vardır ama yazının müslümanı gavuru olur mu? Biriyle görülen iş diğeriyle de görülmüyor mu? Elverir ki kötü yerde ve bâtılda kullanılmamış olsun; hayra yarayan, hakka hâdim olan her yazıya saygı lazım. Allah “Nûn ve kalem ve ehl-i kalemin satıra dizdikleri ve dizecekleri hakkı için” (kalem, 1) ayetinde yazılara ve yazanlara boşuna mı kasem buyurdu sanıyorsun?’ demiş ve o tahtayı kaldırtmış.”