Orkun Uçar ’ın yeni öykü kitabı Tanrı Algoritması ’nı sıcağı sıcağına okuyup bitirdim. Sanırım Kızıl Vaiz’den bu yana böylesine yaratıcı ve zekice yazılmış bir öykü tufanı yaşamamıştım.
Lise yıllarında Kızıl Vaiz’i adeta nutkum tutulmuş şekilde okumuştum. Bir insanın böyle şeyler hayal edebileceğine ihtimal veremezdim. Aynı duyguları Tanrı Algoritması’nı okurken yeniden yaşadım. Her biri ustalıkla kurgulanmış, zekice yazılmış ve hayal gücünün sınırlarını zorlayan onlarca öyküden bahsediyorum...
Normalde romanlar için “bir sonraki sayfayı merak ettiriyor” deriz ya, Tanrı Algoritması da insanı bir sonraki öyküye başlamak için sabırsız hissettiriyor.
Orkun Uçar Amerika’da yaşayıp eserlerini İngilizce yazıyor olsaydı kesinlikle dünya çapında bestseller yazar olurdu. Hatta öykülerinden rahatlıkla yeni bir Black Mirror dizisi çıkarırlardı. Kıymetini ne kadar biliyoruz?
Öykülerin hepsini ayrı ayrı sevdim ama sanırım favorim Gelecekten Kaçış oldu. Öyle bir öykü ki iyi bir senaristin elinde bir Inception ya da Tenet (her iki filmi de çok severim) etkisi yaratabilecek potansiyele sahip. Kısacık ama okuduktan sonra üzerine günlerce düşünülecek tarzda bir öykü.
Tümüyle hayran kaldığım bu kitap bence Türk bilimkurgu edebiyatı adına bir mihenk taşı olacak. Keyifle okuyun.
Arka Kapak Yazısı:
Ardını öngörebilse açar mıydı o kapıyı yine?
Her şey birbiriyle anlaşmışçasına normal ilerlerken kapıyı çalan davetsiz misafirler, bir gizemin sınırlarında beklemektedir. Cem için gelmişlerdir. Hazırlıksız olduğu bu karşılaşma, Cem'i unutmaya çalıştığı anılarla yüzleştirirken içerden kapattığı kapıların da aralanmasına sebep olacaktır.
Sıradan ile sıradışının iç içe geçtiği bu roman, birbirinden habersiz dünyaları devasa bir felakete sürüklüyor. Zamanın her anında var olabilen gizlenmiş
bir ırk, geçmiş ve geleceğin insanlarıyla hesaplaşıyor.
Kristal Kelepçe Ödüllü Hasan Bulut, Geriye Doğan romanında gölgelenmiş geçmişin belirsiz geleceğini destansı bir anlatımla imgeliyor. Geriye Doğan,
insanlığın meçhul uyanışı...
Aras Gençtürk Türkçe polisiyenin yükselen yıldızı. Poyabir'in düzenlediği Kristal Kelepçe'den ödülle dönen Kâbus gerçekten de ödülün hakkını veriyor.
Yabancı dilde yazılmış olsa kesinlikle Best Sellers olacak bir kitap Kâbus. Temposu bir an bile düşmeyen, güzel bir dille yazılmış ve gizemini sonuna kadar saklayıp sürprizini yaparak son buluyor. Polisiye/Gizem sevenlere öneririm.
Maalesef merakla başladığım kitabı aynı hevesle bitiremedim. Künyede kitabın editörü Burcu Ünlü olarak görünüyor ama kitap sanki bir editör eline değmemiş gibi. Bu durum beni kitabın atmosferinden çokça çıkardı. Aslında kitabın çıkış noktası ve kurgusu güzel, iyi bir fikri var, Meto adında kurgulanan distopya şehir kendi içinde tutarlı. Günümüzde geçen kısmını ise diyalogları biraz yapay bulsam da sevdim, o kısımlarda işin içine biraz da polisiye girmesi ise güzeldi. Kitap daha uzun tutulup son bölümlerde uzun süreli olaylar birkaç cümleyle geçilmese, ki bu bana biraz masal gibi hissettirdi, olayları karakterlerle birlikte yaşayıp görsek çok daha güzel olurmuş. Kitabın kapağı güzel tasarlanmış, benim de heves edip okuma isteğim oradandı, keşke bir de iyice editlenmiş olsaydı demeden edemiyorum. Bu kurgunun düzenlenmiş hâlini okumak isterdim, her şeye rağmen yarım bırakmadım, bırakamadım, çünkü kurgu sonunu merak ettiriyor. İşte o nedenle de keşke demeden edemiyorum. Smallwood Katili bana keşke dedirten bir kitap oldu.
Neredeyse her ara verdiğimde bırakmayı düşündüğüm ama son çeyreğinde bana biraz nostaljik hissettiren, eskiye dair özlediğim ne varsa kokusunu burnuma getiren, okuması güç ama bitirmesi etkileyici bir kitap oldu. Damağımda tarif etmesi zor, değişik bir tat bıraktı.
İlle de tarif etmek gerekirse, hayat gibi, yaşamak gibi bir kitaptı.
Son düzlükte sevdim.