“Hibari.” diyerek şimdi bile pencerenin dışından bu kısımla ilgilenen yardımcı bana sesleniyor.
“Efendim?” diye cevaplıyorum sakince.
“Yapıyor musun?”
“Yapıyorum.”
“Kolay gelsin.”
“Başüstüne.”
Bunun ne demek olduğunu anlıyor musun? Bu sağlık merkezindeki selamlaşmamız. Yardımcılar ve öğrenciler koridorda karşılaştıklarında kesinlikle selamlaşmadan geçmiyor. Bu geleneğin ne zaman başladığını bilmiyorum ama muhtemelen müdürümüzün bulduğu bir selamlaşmadır. Ama eminim ki bu fikri ona yardımcılar vermiştir.
Her şeyin bu kadar anlamsız olduğunu düşünmek, dayanılmaz bir acıya sebep oluyor. Böyle bir bilinç kadar insana acı veren başka bir şey yok bu dünyada.
Dün gece ay çok aydınlık olduğu için uyuyamadım ve bahçeye çıktım. Yatağının kenarındaki perdeyi biraz aralayıp içeriyi gözetledim. Biliyor muydun? Ay ışığı yüzüne vururken, gülümseyerek uyuyordun. O uyuyan yüz, güzel görünüyordu. Hey Hibari, ne yapacaksın?
Benim Dojo’daki lakabım“ Hibari “. Aslına bakarsan, oldukça sıkıcı bir isim. İsmim Risuke Koşiba, küçük tarla kuşunu andırıyormuş, o yüzden bana bu adı taktılar. Pek de onur verici değil. Başlarda hiç hoşuma gitmemişti. Utandığım için benimseyemesem de şu anki ben, her şeye karşı hoşgörü olduğundan ötürü, biri bana hiç böyle diye seslendiğinde çok rahat bir şekilde cevap verebiliyor. Anlıyor musun? Ben, artık o eski koşuda değilim. Ben, Kenko Dojo’daki bir tarla kuşuyum. Güçlü bir şekilde öterek gürültüye neden oluyorum. Bu yüzden Mektubumu, bunu dikkate alarak oku. Ne kadar da boş bir adam bu, diye düşünerek kaşlarını çatmanı istemem.
“ Son zamanlarda, sürekli olarak kafası dağınık şekilde öten bir tarla kuşuna dönmüş gibiyim. Artık kendime karşı nefret veya pişmanlık hissedecek kadar ızdıraplı bir vicdan azabına sahip değilim”