İçimizden birileriydi karakterler.Hiç kanıksamadım.Çok benzerdi,ya komşumun hayatıydı benzer yaşam ya da ailemden birinin.Kendimce çıkardığım ders ise duygularını belli etmek,fazla beklememek.Uğraşmak,amaç edinmek,çaba göstermek
Kitabı okuma hikayem bir yolculuktu. Başlangıçta, yazarın düşünceler evrenine adeta bir portal açarak hayal dünyasını ayak bastığımız somut bir zemine dönüştürdüğü bu gerçeklikte hızla ilerleyebileceğimi sandım. Ana karakterin bile yıllar sonra tam olarak neyin içine düştüğünü anlamlandıramadığı bu serüven, tüm labirentvari bilmecesi ve yazarın zengin anlatımıyla beni hızla içine çekti. Ancak bir noktada, belki de anlatıcı ile aynı noktada, ben de adımlarımı yavaşlatma ihtiyacı hissettim. Soluklanmak, yürüdüğüm zeminin beni ilerlettiği yolu sorgulamak ve okuduklarımı sindirmek istedim. Hızımı düşürdüm, tane tane yakaladım kelimeleri. Hatta öyle ki, iç sesimi neredeyse dış bir sesçesine gövdemden zihnime bir yankı gibi hissettim. Bu noktada kitap bende tıpkı bir Doğu baharatı gibi bir tat bıraktı: tanıdık ama zengin, bilindik ama keşfedilesi, adı dilimin ucunda ama bir türlü çıkaramadığım bir etki.
Bu yolculuk, kitabın anlatıcısı H. için de hayatının en büyük, en etkili ve en çözümsüz gizemiydi. Anlatıcının bu gizeme en çok yaklaşmak istediği anlar, en büyük çırpınışlarının verdiği uzaklaşma anlarından ibaretti. Gençlik yıllarında gizemli bir cemiyetle birlikte Doğu'ya mistik bir yolculuğa çıkan H., yıllar sonra geriye baktığında yaşamındaki en derin izlerin, bu dağıldığını düşündüğü cemiyetle yaptığı yolculukta şekillendiğini ve yolculuğun yarım kalmışlığının burukluğunu yıllarca taşıdığını görüyor. Bu yarım yolculuğu yazarak tamamlamayı uman H., işlerin hiç de sandığı kadar kolay olmayacağını anlıyor. İçindeki silinmeye yüz tutmuş izlerin ancak tek bir ismin tanıklığı ile tamamlanabileceğine inanıyor: Yıllar evvel kafileden ayrılan hizmetkar Leo ile.
Anlatıcı, bu eski yoldaşı Leo'ya yıllar sonra rastlaması sonucu yolculuğunun aydınlanacağı beklentisine kapılırken,
Doğu YolculuğuHermann Hesse · Can Yayınları · 20193,383 okunma
Çok büyük hevesle okuduğum, fakat hiç beğenmediğim bir kitap, ha açılacak ha hızlanacak derken kitap bitti. Maalesef hiç beğenmedim, Grange veya Ahmet Ümit'i çok net tercih ederim. Gerilim sahnelerine lafım yok, gayet ürpertici fakat konu oturmamış, yazarın başka herhangi bir kitabını okumadım. Çok büyük hayal kırıklığı... Cerrah
CerrahTess Gerritsen · Doğan Kitap · 201217,2bin okunma
Cumartesi gecesi, tüm ev halkı uyumuş, kulağımda kulaklık 16 yaşında ki o Tuğçe ile bitirdim kitabı. Bana bu hisleri hiç bir kitap yaşatamaz diye düşünüyordum o yüzden teşekkür ederim Sarah J. Maas.
Karanlık TaçSarah J. Maas · DEX · 20173,394 okunma
Pofidik'in enerjisi ve olaylara yaklaşımı hikâyeyi baştan sona keyifli kılıyor. Su parkında başlayan sıradan bir günün kısa sürede gizemli bir maceraya dönüşmesi tempoyu hiç düşürmüyor. Mizahı yerinde, aksiyonu da çocukların ilgisini canlı tutacak kadar hareketliydi. Özellikle Pofidik'in sakarlıkları birçok sahneyi daha eğlenceli hâle getirmiş. Eğlenirken merak duygusunu da koruyan, akıcı ve yüz güldüren bir çocuk kitabıydı.
Yazarın romanlarına “Gece Yarısı Kütüphanesi” ile başlamış olmanın verdiği bir etki belki de, aynı tadı ve dokuyu yakalayamadım diğer eserlerde. Bu romanda da sürekli tekrarlanan kan kokusu kan tadı haz dürtüsü vurguları da rahatsız edici gelmiş olabilir. Türü de enteresan kategorize edemedim. Romantik desem değil, gerilim hiç değil, kurgu tam oturmamış. Ama öykü akıyor, sıkılmadan sonuna kadar okunup bu da varmış diye anılara kaydedilen bir kitap oldu.