7/10
·72 syf.··
2026 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 23:23
Cabir bin Hayyan, Cehalet Perdesi (Kitabu Hicab) ile kadim bir sesin yankısını bugüne taşıyarak yalnızca maddelerin değil, hakikate giden yolun da haritasını çıkarıyor. Fuat Sezgin’in titiz çalışmalarıyla gün yüzüne çıkan ve Muharrem Uçan tarafından dilimize ilk kez kazandırılan metin; cehaleti salt bir bilgi eksikliği yerine zihnin önüne çekilen katmanlı bir engel olarak niteliyor. İbn Heysem ve Gazalî gibi düşünce dünyasının devlerini etkileyen mezkûr fikirler, okuru epistemolojinin soğuk sınırlarından alıp insan doğasının girift derinliklerine doğru bir yolculuğa davet ediyor. Söz konusu çalışmanın en sarsıcı tarafı, günümüzde "beyin" olarak tanımladığımız organın fizyolojik ve ruhsal bozulmalarını, idrakin önündeki temel barikatlar (hicab) olarak teşhis etmesidir. Kadim simyacı, bir laboratuvar disipliniyle akıl yürütme süreçlerini mercek altına alırken; zihnî melekelerin arızalarını saptamanın, doğru düşünme zanaatının ilk şartı olduğunu savunuyor. Neticede karşımızdaki eser, geçmişin tozlu raflarından gelen sıradan bir çeviri değildir; mantık hatalarını ve zihinsel körlükleri tedavi etmeyi amaçlayan zamansız bir rehber hükmündedir...
Felsefe
Cehalet PerdesiCabir bin Hayyan · Özsöz Yayıncılık · 20261 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 15:38
Hicab Risalesi, İbn Useymin’in Kur’an ve sünnet ışığında kadınların örtünme yükümlülüğünü ele aldığı kısa ama etkili bir eserdir. Ahzab Suresi 59. ayet başta olmak üzere çeşitli ayet ve hadislerle tesettürün farz olduğunu vurgulayan kitap, örtünmeyi sadece bir kıyafet meselesi değil, aynı zamanda iman, hayâ, iffet ve ahlaki bir duruş olarak tanımlar. Yazar, modern çağın getirdiği yozlaşmalara karşı hicabın koruyucu bir kalkan olduğunu savunur ve Müslüman kadının toplumdaki yerini bu çerçevede değerlendirir. Açık ve sade bir dille kaleme alınan risale, özellikle genç Müslüman kadınlara rehberlik etmeyi amaçlarken, okuyucuyu İslamî değerlere bağlı kalmaya teşvik eder.
Din
Hicab RisalesiMuhammed B. Salih El-Useymîn · Neda Yayınları · 201762 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 22:43
Bu kitap gerçekten de her müslüman kadının okuması gereken bir kitap. Çünkü tesettür ve sınırlarını o kadar güzel ve delillerle açıklamış ki. Daha önce hicab örtü ile ilgili hiç bu kadar güzel bir kitap okumamıştım. Tavsiye ediyorum. Anladım ki bu yazarın kalemi gerçekten güzel daha öncesinde başka bir kitabını daha okumuştum.
HicabAbdulaziz b. Merzuk et-Tarifi · Minber Yayınları · 022 okunma
Nurun İlk Kapısı
10/10
··
Beğendi
KALBE FÂRİSİ OLARAK TAHATTUR EDEN BİR MÜNÂCÂT Yani bu münâcât, kalbe Fârisî olarak tahattur ettiğinden Fârisî yazılmıştır.Evvelce, matbû olan Hubâb Risâlesinde derc edilmişti.Yâ Rab! Tevekkülsüz, gafletle, iktidar ve ihtiyarıma dayanıp derdime derman aramak için cihât-ı sitte denilen altı cihette nazar gezdirdim. Maatteessüf derdime derman bulamadım. Mânen bana denildi ki, "Yetmez mi dert, derman sana?"Evet, gafletle sağımdaki geçmiş zamandan teselli almak için baktım. Fakat, gördüm ki; dünkü gün, pederimin kabri ve geçmiş zaman, ecdâdımın bir mezar-ı ekberi sûretinde göründü. Teselli yerine vahşet verdi. Hâşiye 1Hâşiye 1: İmân, o vahşetli mezar-ı ekberi, ünsiyetli bir meclis-i münevver ve bir mecmâ-ı ahbab gösterir.Sonra, soldaki istikbâle baktım; derman bulamadım. Belki yarınki gün, benim kabrim ve istikbâl ise, emsâlimin ve nesl-i âtînin bir kabr-i ekberi sûretinde görünüp, ünsiyet değil, belki vahşet verdi. Hâşiye 2Hâşiye 2: İmân ve huzur-u imân, o dehşetli kabr-i ekberi, sevimli saadet saraylarında bir dâvet-i Rahmâniye gösterir.Soldan dahi hayır görünmediği için, hazır güne baktım. Gördüm ki, şu gün, güyâ bir tabuttur; hareket-i mezbûhânede olan cismimin cenazesini taşıyor. Hâşiye 3Hâşiye 3: İmân, o tabutu, bir ticaretgâh ve şâşaalı bir misafirhâne gösterir. Bu kısmın Arapça ve Farsça ibârelerinin mânâları ve açıklamaları hemen altlarında verildiğinden, başka bir meâl konulmamıştır. İşbu cihetten dahi devâ bulamadım. Sonra başımı kaldırıp şecere-i ömrümün başına baktım. Gördüm ki, o ağacın tek meyvesi, benim cenazemdir ki, o ağacın üstünde duruyor, bana bakıyor. Hâşiye 4Hâşiye 4: İmân, o ağacın meyvesini cenaze değil, belki ebedî hayata mazhar ve ebedî saadete namzed olan ruhumun eskimiş yuvasından yıldızlarda gezmek için çıktığını gösterir.O cihetten dahi me’yus
Risale-i Nur KülliyatıBediüzzaman Said Nursî · RNK Neşriyat · 0858 okunma
10/10
·496 syf.··
2025 116. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2025 02:44
Selamlarrrr Bebeğimin bebeği olan o kitabı okudum Hatun yine döktürmüş her köşesini post-it yığını yaptım kitabın. Aklım almıyor bir kadın her kitabında o aşkı, çekimi, bağları, dostlukları nasıl hepsini daha üst boyuta taşıyabilir. (Yapıyor yeminle salt yetenek ) Şimdi gelelim iddialı mı iddialı olan o kitabımıza; Ruken Kara; bir şirketin CEO'su görünümünde ama arka planda devletine çalışan bir kod mühendisidir. Yıllar önce sevgilisi Kenan ile anlaşarak bitirdikleri ilişkisinden asla pişman olmamıştır. (Hayatta hiçbir yaptığından pişman olmuyor kraliçem) Sevgilisi gitmeden önce ayrılsalar bile bir anlaşma yaparlar. Geri döndüğü zaman eğer hala ikisininde hayatında aşık olacağı birileri çıkmamışsa tekrar deneyeceklerdir. O süreç boyunca da dost olarak hayatlarına devam ederler. Aradan yıllar geçer ve Kenan ülkeye ayak basar. İkiside birbirlerini sevseler de bu aşktan ziyade alışkanlığa dönmüş bir ilişkidir. (İkisinin arasındaki bağ o kadar kıymetliydi ki bayıldım.) Tam tekrar deneme aşamasına geçmeden Ruken' e MIT' den bir bildiri gelir. S400 için son kodlamaları yapacaktır ama ilk kez kendi evinde, işinde vs değil Ankara'da kalıcı olarak çalışması istenir. Üstelik tek de çalışmayacaktır. Yanında bir ortağı olacaktır. Ama daha ilk karşılaşmalarında adamla olan benzer yönleri dikkatini çekmiştir. Soy isimlerine kadar aynı olan ikilimiz koca iki ayı başbaşa aynı evin içinde geçirirler. Ve Ruken, Kenan ile hissetmediği her duyguyu üst seviyede hisseder. O hep istediği fethedilme isteği Oğuzhan Kara ile gerçekleşir. Zira Oğuzhan öyle bilinen pasif adamlardan değildir. Tuttuğunu koparan, dünyaya kafa tutan bir dahi. (İstediğini alması ise kaçınılmazdır.) Ama bu ikilinin geçmişten gelen çok farklı bir bağları vardır. İşte bu kısım hepinize sürpriz olacak Kitapta her ne
Kalp Sonunu Kendi SeçerPayelll · Parola Yayınları · 202560 okunma
İkinci Lema
10/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 22:53
BİRİNCİ NÜKTE Hazret-i Eyyub Aleyhisselâmın zâhirî yara hastalıklarının mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hazret-i Eyyub’dan daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünkü işlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şüphe, kalb ve ruhumuza yaralar açar. Hazret-i Eyyub Aleyhisselâmın yaraları, kısacık hayat-ı dünyeviyesini tehdit ediyordu. Bizim manevî yaralarımız, pek uzun olan hayat-ı ebediyemizi tehdit ediyor. O münâcât-ı Eyyubiyeye, o Hazret’ten bin defa daha ziyade muhtacız. Bahusus, nasıl ki o Hazret’in yaralarından neş’et eden kurtlar kalp ve lisanına ilişmişler. Öyle de, bizleri, günahlardan gelen yaralar ve yaralardan hâsıl olan vesveseler, şüpheler –neuzü billâh– mahall-i iman olan bâtın-ı kalbe ilişip imanı zedeler ve imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip, zikirden nefretkârâne uzaklaştırarak susturuyorlar. Evet, günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir manevî yılan olarak kalbi ısırıyor. Meselâ utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının ıttılâından çok hicab ettiği zaman, melâike ve ruhaniyatın vücudu ona çok ağır geliyor. Küçük bir emare ile onları inkâr etmek arzu ediyor. Hem meselâ Cehennem azabını intâc eden büyük bir günahı işleyen bir adam, Cehennemin tehdidatını işittikçe istiğfar ile ona karşı siper almazsa, bütün ruhuyla Cehennemin ademini arzu ettiğinden, küçük bir emare ve bir şüphe, Cehennemin inkârına cesaret veriyor. Hem meselâ farz namazını kılmayan ve vazife-i ubudiyeti yerine getirmeyen bir adamın, küçük bir amirinden küçük bir vazifesizlik yüzünden aldığı
Din
Lem'alarBediüzzaman Said Nursî · Sözler Yayınevi · 20205,7bin okunma