Eğerçi bâde içer biz de neşve- yâb oluruz
Düşünmeyiz ki nihâyetde pek hârâb oluruz
Huzûr-ı haşre dek vardıkta pür- hicâb oluruz
Yazık yazık bize şayeste-i azâb oluruz
“Gerçi biz de şarap içer, neşe buluruz;
ama sonunda çok perişan olacağımızı düşünmeyiz.
Mahşer huzuruna vardığımızda utanç içinde kalırız.
Yazık, çok yazık bize; azaba layık oluruz.”
Evvelce kendi namusu ve iffeti olan karısının, kızının gölgelsini dahi yabancı erkeklerden kıskanan Müslüman Türk erkekleri, bugün karılarını, kızlarını muz gibi soyarak cadde ve sokaklar dolusu erkeğin şehvetli ve iştahlı nazarlarına arz ettiler. Böylece haya ve iffet sembolü kızlarımızın haya, hicab ve iffet duyguları paramparça edildi.
"Belki şart-ı kabiliyyet O'nun atasıdır. Ata iç, ve kabiliyyet kabuk gibidir." (Mesnevi)
Bundan dahi anlaşıldığı üzere abdin âmâl-i sâliha ifasına muvaffakiyeti dahi Hakk’ın atası ve fazl-ı ihsanıdır. Binaenaleyh abdin ameliyle tefahürü kadar kendisi için bâdi-i hicab ve hacalet bir şey yoktur.