Aslında hayat bir gönlü kırmamak birader
Bir samimi gülüş, fırında taze ekmek
Top oynayan çocuklar
Omuza koyulan bir el
Alından süzülen ter demek
Aslında hayat dediğin insanlıktan ibaret
Kollamak kurdu kuşu böceği
Umut etmek geleceği
Aslında hayat helalinden yemek ekmeği
Güne sahip çıkmak şükür etmek demek
Gir bir gönle imar et demek
Yaraları tımar et demek
Acıyan yerlerini üfleyip öpmek demek
Aslında hayat umudun kendisi birader
Evinde sobanın tütmesi, saksıda çiçeğin bitmesi
Ocakta tarhananın pişmesi demek
Camların tertemiz silinmesi
Emeğin bilinmesi
Anne elinin öpülmesi demek
Aslında hayat yaşamak demek birader
Ertelememek demek
Dünü ve yarını bilmek demek
Bugünü ilmek ilmek örmek demek
Bazen yoka var demek
Bazen rıza göstermek
Bazen öfke hiddet sağanak
Evinin camından uzaklara dalmış dağı seyrediyordu
… Gözlerinden akan sıcak yaşları memesinden akan sütün acısı hatırlatıyordu…
Oniki kişi bir odaya sığışmıştı … Hayatı boyunca tek bir adam tarafından bu kadar insan ; eleştirilmekten koskoca bir evde minicik bir odada bulmuştu mutluluğu… Kendilerince gülüyordu … Bir bağırma sesiyle irkiliyordu hepsi ve susuyordu … Biraz sonra anneleri uyarma niyetiyle gelip o da katılıyordu sessiz huzura … Kendini Allah mı sanıyordu adam … Bu ne hiddet bu ne öfke …Yok yere … Şimdi sessiz bir odada yanlız başına mücadele ediyordu kanserle … Yalnızdı yalnız kalmıştı …
Gerçek yaşamdan esinlenilmiştir …
Ergün Arıkdal
Bu alanla ilgili video izlerken sonda "Vazife verilmez, alınır." tarzı bir söz denmişti. Ve de etkilendim. Tıpkı "Saygı beklenmez, hak edilir." gibi meyveli yaş pasta tadında bir sözken sevmemem mümkün değil. (:
O zaman anlıyorsun ki tercih yapıyorsun: Zorunda tutulmamışsın.
Kişinin kendi iradesiyle doğruyu seçmesi ile zorundalıktan seçmesi hiç de aynı şey değil.
İrade ve akıl bağlantısını sağlıklı kurup yolunu seçtiğinde "Allahım ilmimi arttır.", "Allahım sana varacağım yollarda yürüt beni." , "Allahım, beni aklınla akıllandır, ahlakınla ahlaklandır.", "Allahım tövbe ediyorum, nefsimi sana emanet ediyorum. Sen emaneti hakkıyla koruyansın.", "Allahım idrakimi arttır, seni hakkınla tanımam mümkün değil ama denemek, elimden geldiğince tanımak isterim.", "Allahım beni iyilik edenlerden, yardımı layıkıyla yapanlardan eyle." gibi çağrıların (duaların) olacaktır/ oluyordur.
Tercihi iman ile zorundalıktan/ kandırmacadan yapılan sözde iman farkı gibi.
Kişiliğini sağlamlaştırmak ve geliştirmek istiyorsan sağlamlaştıran ve geliştiren yollarda yürüyeceksin.
Nefsin canavar halini, ilkelliğini, iradesizliğini, iyi- kötü ayırt edemeyişini, yetersizliğini, basitliğini, acizliğini vs. görmezden gelip ehlileştirmezsen çağrıların "Allahım hırsızlık yapmam için lütfen ev boş olsun.", "Allahım umarım karım eve gelmez.", "Şu işi alabilmek için ne yalan söyleyebilirim Allahım?", "Milleti dolandırabilmek için başka ne numaralar vardır Allahım?", "Olmek üzereyken kestirmeden cenneti nasıl garantilerim Allahım?", "Allahım tatile gidiyorum, ne olur röntgen çekeceğim kadınlar/ erkekler olsun."...
Şeytanın da Allahı vardı ama şeytanı İlahlaştıranlar ilk sanırım, her neyse.
Akıllı ve iradeli varlıksan tabi ki görev almayı da bilmelisin: Seçim yapman gerekecek. Ama kullanamıyorsan
Kuvvetli kimse demek, güreşte başkalarını yenen değil, ancak hiddet ânında kendine hakim olandır.
(Buhârî, Edeb,76)
En zoru bu bence öfkenin seni çepeçevre sardığı anda sakinliğini korumak...