Ö.

Döverim
Umulmadık cücenin teki evinize dalıp hiçbir açıklamada bulunmaya tenezzül etmeden eşyalarını duvarınızdaki askıya assa siz ne yapardınız?
Sayfa 26 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Ö.
😂
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ama kadınların tutkulu olması kabul edilebilir bir şey değildir. Tutkulu olmak ve arzularının peşinde koşmak ancak erkeklere yakıştırılır. Kadınlar bunu yaptıklarında bir nefret nesnesi haline dönüşür ve erkekler tarafından lanetlenirler. Çünkü sessiz bir anlaşmayı bozmuş ve kendilerine yasak olan bir alana el atmışlardır.
Sayfa 172·Kitabı okudu
Ö. isimli okura yanıt verildi
Ö.
Halbuki insanın var olduğunu hissetmesi için çoğu kez bunun gibi şeyler yeterlidir aslında. Basit şeyler. Kimsenin kimseye sahip olmayı aklından bile geçirmediği, yan yana huzurla durabildiği anlar gibi şeyler. Ama sadece bunun için bile kadınlar öldürülür bizim ülkemizde. Sokağa çıkıp yürümeye cesaret ettikleri için, bir-iki saat saçlarını rüzgâra verip durmak istedikleri için ya da tek bir geceyi evden uzakta geçirmeyi göze aldıkları için. Av hayvanları gibi takip edip vururlar onları; saklandıkları yerlerden çıkarıp linç ederler, kalabalıklar önünde teşhir ederler. Böyle yaparlar ki, başka kadınlara ibret olsun. Onların da gözleri korksun ve bir daha var olmaya teşebbüs etmesinler. Önlerine atılan birkaç parça eşya ve yarım yamalak iki sevgi sözcüğü ile idare etsinler. Hepsi birer mahpus gibi, dantelli perdelerle sıkı sıkı örtülmüş pencerelerin ardında yaşayıp gitsinler. Yetenekleri körelsin, ışıkları sönsün, umutları kararsın. Ta ki her şey için çok geç olduğunu fark edene kadar.
Ama kadınların tutkulu olması kabul edilebilir bir şey değildir. Tutkulu olmak ve arzularının peşinde koşmak ancak erkeklere yakıştırılır. Kadınlar bunu yaptıklarında bir nefret nesnesi haline dönüşür ve erkekler tarafından lanetlenirler. Çünkü sessiz bir anlaşmayı bozmuş ve kendilerine yasak olan bir alana el atmışlardır.
Sayfa 172·Kitabı okudu
Ö.
Ama belki siz bunu da istemiyorsunuz. Haklısınız. Büyük tutkular gerekmez her zaman. Hayat, küçük mutluluklar üzerine de kurulabilir. Siz belki de sadece saçlarınızı tarayıp rüzgârda durmak istediniz ya da bir akşamüstü kalabalık bir caddede yürümek. Ellerinizi cebinize sokup bir şarkı mırıldanabilir misiniz? Islık çalarak yürümeyi canınız çekse mesela? Ya da yorulduğunuzda kaldırıma oturup bir sigara yakabilir misiniz? Sağa sola baksanız biraz, gelip geçenleri seyredalsanız? Rahat bırakırlar mı sizi? Aklınıza esse mesela, bir otobüse atlayıp uzak bir şehirde yaşayan arkadaşınızın yanında alabilir misiniz soluğu? Her şeyi geride bırakıp gidebilir misiniz? İkiniz bir sofranın başında otursanız. Biraz yorgun, biraz uykulu sabaha kadar konuşsanız. Sokaktan atlı arabalar geçse, eskiciler ve belki yoğurtçular… Sonra sesler kesilse, herkesin çoktan uyuduğu bir saatte balkonda sessizce sigara içseniz birlikte… Bir yıldızlar, bir de izmaritlerin ateşi olsa görünen… Bunları yapabilir misiniz? Birçok kadın yapamaz.
Duygusal serseri, kadınların düşünmekten hoşlandıkları şekliyle, Çokomel gibi bir şeydir: dışı sert kabuk kaplı, içinde pırıl pırıl bir "yürek" saklı! Kimi zaman soğuk ve aldırışsız, kimi zaman oyuncu ve numaracıdır. Yani hem Alain Delon hem de Jean-Paul Belmondo'dur. Üstüne bir de gizli bir romantiktir. Bu imge o kadar çekicidir ki, kadınlarda bir tür akıl tutulması yaratır.
Sayfa 157·Kitabı okudu
Ö.
Duygusal serseri tiplemesinin gücü, tamamen hayal ürünü olmasından gelir. Sonsuz bir mutlulukta, ahenkle salınan Hollywood aileleri gibi, bu tipleme de şiirsel bir olanaksızlığın ifadesidir: Arzu nesnesinin üzerimizdeki gücünü kaybetmeden bize teslim olduğu bir durumu anlatır. Efendinin dize gelip köleliği kabul ettiği anın resmidir bu. Hem de efendiliğine halel gelmeden.