Aşk kendi içinde her zaman olumludur. Özü itibariyle dirilticidir, birleştiricidir, kavuşturucudur. Fakat aşkın özünü, mahiyetini bozanlarda nefrete, kine ve yıkıma dönüşür. Allah bu tür çirkin durumları sevmez. Çünkü “Allah güzeldir, güzelliği sever.” Bütün aşkların nihai noktası ilâhî aşktır. Asıl olan sevgi Allah için Allah’ta sevinmektir. Allah’ı sevmektir. O’nun sevgisiyle dirilmektir. O’nun sevgisinde dirilmektir.
İbn Arabi’ye göre, aşkın tanımı yapılamaz. Aşk ancak tadılır. Tadan da aşkın ne olduğunu anlatamaz. Sevgi evrenseldir. Annenin çocuğunu sevmesi, karı kocanın birbirini sevmesi, ilâhî bir sır olarak, gayesi “bir tenle bir teni, bir canla bir canı kavuşturmak” olan sevginin evrenselliğine en güzel örnektir.
Elinizdeki eser, Muhyiddin lbn Arabi'nin Risaletu’l-Fütûhâti’l-mekkiyeti fi ma’rifeti’l-esrârı’l-malikiyyeti ve’l-mülkiyyeti (Malik ve mülk sırlarının
bilinmesine dair Mekke’deki manevi fetihler kitabı) adlı 560 bölümlük eserin 178. bölümünün çevirisidir. Bu bölümün adı, Fî ma'rifeti makâmı'l-malıabbeti (Sevgi makamının bilinmesine dair)’dir ve adı geçen eserin dört ciltlik Beyrut baskısının 2. cildinde 320-362 sayfaları arasında yer almakladır. Aynı bölüm, Maurice Gloton tarafından Traite de
I’amour (Albin Michel, Paris, 1986) adıyla Fransızca’ya da çevrilmiştir.
Meclis değerlendirmeye başladı. Rüyaların anlam-
ları ve Elyon’un altın gözündeki uykusuzluk tartışıldı.
Üyelerden biri onu hemen göndermeyi emretti. Elyon, muhafızlarla birlikte Derin Gözler Katmanı’na indirilecekti. Yanında Nyara (bir Whisperer), Tavien (şifacı) ve Rauth (muhafız) vardı. Aetheria’da korkuyla anılan bu yer,
görenlerin karanlık korkularıyla doluydu. Buraya inmek, içindeki en derin karanlıkla yüzleşmek demekti.