Sabah ya da akşam, cuma ya da cumartesi hiç farketmiyordu, öyle ya da böyle, değişen hiçbir şey yoktu hayatında! Acı bir an bile soluk aldırmadan eziyete devam ediyordu; yaşamın dönmemecesine geçip gittiğini bilmesine karşın yaşama duygusu içinde varlığını hep sürdürüyordu; hayatının tek gerçeğine dönüşen, o korkunç ölüm duygusu ve o malum yalan olduğu gibi duruyordu. Günlerin, haftaların, saatlerin ne hükmü olabilirdi burada?
Bilginizin derinliğini değneklerle ya da ölçüm ipleriyle ölçmeye kalkmayın. Çünkü özünüz uçsuz bucaksız bir denizdir;ölçemezsiniz onu. 'Gerçeği buldum', demeyin sakın, 'Bir gerçek buldum', deyin. 'Ruhun gezindiği yolu buldum', da demeyin,onun yerine 'Yolumun üzerinde gezinen ruhla karşılaştım' deyin. Çünkü ruh tüm yollarda gezinir. Ruh ne tek bir yolda gezinir,ne de tek bir yönde büyür bir kamış gibi. Sayısız taç yaprağı olan bir lotus gibi açar kendisini ruh.