Kafka insanoğlunun içinde doğduğu toplumun tüm kurgularıyla birlikte bireyi nasıl eleştirdiğini vurgular.
Dava, Korku Çağı diye adlandırılan 20. yüzyılda, insanoğlunun kuşatılmışlığının yazgıya dönüşünün öyküsüdür. Bu çağa korku egemendir; çünkü insan hemcinsleri ile insanca bir dil aracılığıyla iletişim kurabilme, böyle bir dille insanca tepkiler uyandırabilme olanağından yoksun kalmıştır.
Başlangıçta tutuklanma nedenini merak etse de bu saçmalığı merak etmeyi anlamsız bulur ancak tüm yaşamını davasına odaklar. K'nin sonu toplum kurbanı olmaktır. O toplum ki kurumlarıyla baskısıyla bürokrasi ile birey kafesinin içine alır. Farkına varmamak onları huzurlu kılarken farkındalık K'nin mutsuzluğunu, içinde bulunduğu kasveti, insanın hakim güce karşı çaresizliği ve adaletin çarpıklığını belirler.
• "Yineliyorum, bu gülünç bir batıl inançtır ve olayların çoğunda da olgularca çürütülmüştür, ama insan öyle bir toplumda yaşadığında, böyle düşünceleri kendisinden uzak tutması güç oluyor."
• " Zaten insan, hep başkaldırır."