“Bu şehirde yürürken yalnız bugünü değil, geçmişi de hissedersin.
Her adımında Roma’nın yankısı, Bizans’ın gölgesi, Osmanlı’nın nefesi vardır.
Kimi zaman bir sur parçasında imparatorların izini, kimi zaman bir çeşmede bir sultanın duasını görürsün.
İstanbul seni büyüler ama aynı zamanda sorgular:
‘Bunca medeniyet gelip geçti, peki sen bu mirasın farkında mısın?’”
“Tarih, sadece geçmişte yaşananların toplamı değildir; insanın kim olduğunu anlamasının da anahtarıdır. Geçmişle yüzleşmeyen bir toplum, geleceğini de karanlıkta arar. "
Vicdan, insanın içine yerleşmiş, kendi arzuları için insanı harekete sevk eden o gizemli despottur. Ona Efendi tutku da denilebilir; kişinin kendi rızasını almasına duyduğu açlık.
Açık ve basit bir gerçeği merhametsiz olmaya çalışmadan ifade ediyorum sadece. İnsanın doğruyu yanlıştan ayırabilmesi diğer varlıklara olan düşünsel üstünlüğünü kanıtlar; buna rağmen yine de yanlış yapabilmesi, yanlış yapmayan varlıkların ahlaken aşağısında olduğunu kanıtlar. Bu fikrin çürütülmeyeceğine inanıyorum.