Mitler, insan doğasının en temel açıklanma biçimleridir. Kolektif bilinçdışının lisanıdırlar ve her çağda, her toplulukta var olmuşlardır. Bugün de vardırlar. Dinler, şiirler, masallar, ninniler, şarkılar, hepsi mitleri ortaya çıkaran benzer yaratıcı gücün ürünleridir. Sizi ele geçiren mit, sizi olduğunuz şeyin ötesine taşır. Mitler birer kayıktır, içine bindiğinizde sizi bilmediğiniz coğrafyalara taşırlar. Ruhani potansiyelin ipuçlarıdırlar. Üstelik mitler inançları, hapsoldukları kültürel hapishanelerden kurtarırlar. Çünkü, onlar insanın hayal gücünün evrensel şarkısıdırlar. Kolektif bilinç dışının tuttuğu, depoladığı tüm kadim bilgi mitlerde işlenmiş, anlatılmıştır.
İnsan, kendi ruhunun efendisi olduğuna inanmak ister. Ancak istese de, bu tam alamıyla mümkün olmaz. Ne ruh halini ne de duygularını kontrol edebilmeyi başarır. Bilinç dışının yaptığı sızıntıyı görürse ve sayısız gizli yolla kendisini etkilediğini fark ederse ancak o zaman kendi kendisinin efendisi olabilir.
"Her bir bireyi tek tek toplayarak tek bir insan haline getirmeye kalktığımızda, bütünün de tıpkı tek bir insan gibi davrandığını görürüz." der Jung. İnsanlık da, tek bir insanın yaptığını yapar. Toplumlar da depresyona girer, psikoz geçirir ve kontrolünü kaybeder. Ancak sonuçları bireysel yaşantılarla kıyaslandığında daha yıkıcı olur. Savaşlar, katliamlar, bunun sonuçlarıdır.