İlayda Hilal

İlayda Hilal
#İstanbulSözleşmesiYaşatır
Mühendis
İTÜ
İstanbul
38 kütüphaneci puanı
144 okur puanı
Şubat 2015 tarihinde katıldı
Nabokov'un Turgenyev eleştirisi
Turgenyev'in, zamanının çoğu yazan gibi çok sarih yazdığını, hiçbir şeyi okurun sezgilerine bırakmadığını belirte­lim; bir şey akla düşürür, sonra da sıkıcı şekilde bunun ne ol­duğunu açıklar. Romanların zahmetli sonsözleri ve uzun hika­yeleri ıstırap verecek denli yapaydır; yazar karakterlerin yazgı­sı hakkında okurun merakını iyice tatmin etmek için, sanatsal denmesi zor şekilde, elinden gelen her şeyi yapmıştır.
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hoş bir yazar olmakla birlikte, büyük bir yazar değildir Turgenyev. Asla Madame Bovary'yle kıyaslanacak bir şey yazma­mıştır; Turgenyev'le Flaubert'in aynı edebiyat ekolüne men­ sup olduklarını söylemek, son derece yanlış olur. Turgenyev'in gündemdeki toplumsal problemlerle meşgul olma konusunda­ki hevesi de, konuları ele alışındaki banallik de, Flaubert'in haşin sanatıyla benzerlik taşımaz.
Edebiyat
Gogol'un Paltosu
Go­gol'un tarzının dokusundaki boşluklar ve delikler, aslında ya­ şamın kendi dokusundaki kusurları ima eder. Çok yanlış olan bir şeyler vardır ve herkes, onlara çok mühim görünen meşguliyetlere sahip yumuşak huylu deliler iken, absürdçe mantıklı bir kuvvet, onların beyhude işlerine devam etmelerini sağlamak­tadır; hikayenin gerçek "mesajı" budur.
Edebiyat
Nabokov'a göre "takdire şayan okur"
Nasıl ki yetenekli yazarların evrensel ailesi ulusal bariyerle­rleri tanımıyorsa, yetenekli okur da zaman ve mekan yasalarından bağımsız, evrensel bir figürdür. Sanatçıyı tekrar ve tekrar impa­ ratorlar, diktatörler, rahipler, püritenler, kör cahiller, siyasi ah­ lakçılar, polisler, postane müdürleri ve bilgiçler eliyle yok edil­ mekten tekrar ve tekrar kurtaran kardeşleri, üstün okurdur. Bu takdire şayan okuru tanımlayayım size. Hiçbir vicdan yönetici­ si, hiçbir kitap kulübü onun ruhunu denetleyemez. Onun bir edebiyat eserine yaklaşımı, vasat okurun kendisini şu ya da bu karakterle özdeşleştirmesine ve "betimlemeleri atlamasına" yol açan gençlik heyecanlarından azadedir. Bu iyi, bu takdire şa­yan okur kitaptaki kız ya da oğlanla değil, kitabı ortaya çıkaran zihinle özdeşleşir. Takdire şayan okur bir Rus romanında Rus­ ya'yla ilgili bilgiler aramaz; çünkü Tolstoy ya da Çehov'un Rus­ yası'nın, tarihteki Rusya değil, bireysel dehanın hayal edip ya­ rattığı özel bir dünya olduğunu bilir. Takdire şayan okur genel fikirlerle ilgilenmez; özel bir imgelemin peşindedir. Bir kitabı sevmesi, ona grupla iyi geçinmeyi öğrettiği için değildir (ilerlemeci ekolün şeytani klişesidir bu); kitabı sever, çünkü met­ nin her bir aynntısını özümseyip anlamış, yazann vermek iste­ diği hazzı tatmış, içi baştan ayağa ışıl ışıl olmuş, örsünde hayal­ ler döven usta demircinin, sihirbazın, sanatçının büyülü betim­ lemelerine bakıp heyecanlanmıştır.
Edebiyat