Hilal Sarıoğlu

Hilal Sarıoğlu
@hilallsrioglu
Matematik öğretmeni
13 okur puanı
Ağustos 2022 tarihinde katıldı

Hilal Sarıoğlu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·262 syf.··
6 günde okudu
·
2026 14. kitabı
William Golding
7.7/10 · 97,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·256 syf.··
2026 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 23:31
Herkese merhaba, Bazı kitaplar bittiğinde kapanmaz, içinde kalırsın. Sırça Fanus benim için tam olarak böyleydi. Kitapta çok başarılı bir gazeteci olan Esther'in intihar girişiminde bulunmasıyla hayatındaki değişiklikler anlatılıyor. Esther’i okurken onu anlamaya çalıştım. Çünkü onun mücadelesi bir seçim yapmak değildi; hiçbir seçeneğin kendisine ait hissettirmemesiydi.   Etrafındaki herkes bir ihtimal gibiydi: Dr. Nolan’da iyileşmenin mümkün olduğu bir dünya vardı. Annesinde 'olması gereken kişi'. Betsy’de kusursuz, sorunsuz bir hayat. Doreen’de özgürlük. Joan’da insanın kendi karanlığıyla yüzleşmesi… Ama Esther hiçbirine tam olarak ait değildi. Belki de en büyük sıkışmışlık buydu.   Sırça fanus metaforu ise aklımda en çok kalan şey oldu. Dışarıda hayat akıyor, insanlar konuşuyor, gülüyor ama sen sanki camın arkasından izliyorsun. Her şeyin farkındasın ama hiçbirine gerçekten dahil değilsin.   Kitap boyunca hissettiğim şey üzüntüden çok, bir zihnin sessizce verdiği mücadeleye tanıklık etmekti. Ve belki de bu yüzden bu kitap, bir hikâyeden çok bir his bıraktı bende. Yıllar sonra bu satırları okuduğumda, Esther’i değil o sıkışmışlık hissini hatırlayacağımı biliyorum.   Şuna da değinmek isterim: Yazar zamanında bu kitabı kendisinden parçalara yer verdiği için takma isimle yayınlatmış. Merak edip yaşam hikayesini okuduğumda gerçekten sarsıldım.   Kitaptaki en çarpıcı sözle son veriyorum: "Sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkılıp kalan insan için dünyanın kendisi kötü bir rüyadır."
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,2bin okunma
9/10
·77 syf.··
2026 10. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 00:12
Herkese merhaba, Bazen mutlu olmak istiyoruz ama neyin bizi gerçekten mutlu edeceğini bilmiyoruz. Seneca’nın kitabını bitirdiğimde aklımda en çok kalan şey buydu: İnsanlar mutlu olmak istiyor ama çoğu zaman yanlış şeylerin peşinden gidiyor.   Zenginlik, rahatlık, başkalarının hayatı, onların sahip oldukları… Hepsi bize “mutluluk” gibi gösteriliyor. Ama Seneca’ya göre bunların hiçbiri gerçek değil. Çünkü mutluluk dışarıda değil, insanın kendi içinde; aklında, erdeminde, seçimlerinde ve nasıl yaşadığıyla ilgili.   Biz gerçekten kendi hayatımızı mı yaşıyoruz, yoksa başkalarının çizdiği bir hayatı mı takip ediyoruz? Çoğu zaman kalabalığa uyuyoruz. Herkes neyi istiyorsa onu istiyoruz. Herkes neyi doğru kabul ediyorsa biz de onu sorgulamadan kabul ediyoruz. Ama Seneca diyor ki; kalabalık her zaman doğruyu göstermez. Belki de bu yüzden bu kadar çok insan mutsuz. Çünkü başkalarının hayatına bakarak kendi hayatımızı değerlendiriyoruz. Sürekli bir kıyas hâli… Sürekli bir eksiklik hissi… Oysa mutluluk, eksikleri tamamlamakta değil; zaten sahip olduklarını fark edebilmekte olabilir.   Kitabın ikinci kısmı da yaşamın kısalığından bahsediyor. Seneca diyor ki: "Sonsuza dek yaşayacak gibi yaşıyorsunuz, zayıflığınız aklınıza hiç gelmiyor, şimdiden ne çok zamanın geçip gittiğini göz önünde bulundurmuyorsunuz; bir şeye veya bir güne adadığınız bir gün son gününüz olabilecekken yaşamanızı, tükenmez, dolu bir kaynaktan geliyormuş gibi harcıyorsunuz." ve devam ediyor: "Birisinin beyaz saçlarına ve kırışıklıklarına bakıp uzun yaşadığını düşünmenin âlemi yok, o uzun yaşamadı, sadece uzun süre var oldu. Güçlü bir fırtınanın limandan koparıp oradan oraya sürüklediği veya farklı yönlerden esen çılgın rüzgarların etkisiyle aynı yerde dönüp duran bir adamın, uzun bir deniz yolculuğu yaptığını
Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı ÜzerineSeneca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,6bin okunma
9/10
·293 syf.··
2026 8. kitabı
Herkese merhaba, Bazen bir filmden veya diziden etkilendiğimde onun aslında bir kitaptan uyarlama olduğunu görüyorum. "Hamnet" de benim için öyle oldu. Her zaman önce kitap derim ama ilk kez farklı bir şey yapmak istedim ve önce filmine gittim. Güzeldi, beğenmiştim ve acaba filmde gösterilmeyen yerler var mıdır, duygular yeterince işlenmiş midir diye kitabını da okumak istedim. İyi ki okumuşum ve evet yine "önce kitap" diyorum.   Hamnet beni içine alan bir kitap oldu. İlk başlarda filmi izlediğimden dolayı karakterleri özdeşleştirerek okudum, bazı yerlerde kendimce eleştirilerimi yaptım, güzel ilerliyordu. Ama ikinci bölümden itibaren her satırda duygusallığım arttı. O duygular kelimelere o kadar güzel yansımış ki. Agnes'in acısına ortak olurken, Judith'le birlikte ağlamaya ve içselleştirmeye başladım Hamnet'i. Susanna'nın o sessizliğini ve içine atışının acısını paylaşırken, babanın nasıl bunu yenmeye çalıştığını anladım. Herkesin acıyı farklı şekillerde yaşadığını, hayatın gerçeklerinden birinin ölüm olduğunu, o hiç gitmez dediğimiz insanların da bir gün gideceğini ve bize veda edeceğini bir kez daha hatırlattı kitap. Hamnet'in o güçlü duruşu, babasının onu yaşatma çabası hayatın hâlâ devam ettiğinin bir göstergesi.   Hamnet benim için özel bir yerde kalacak. Tabi ki kitap filmden çok daha güzel, siz önce kitabı okuyun derim ama film de bence oldukça başarılı bir şekilde uyarlanmış.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,5bin okunma
9/10
·104 syf.··
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 09:00
Herkese merhaba Kısa ama etkileyici bir kitap daha bitti. Ermiş, bir hikâye anlatmıyor aslında. Daha çok insanın kendi iç sesiyle karşılaşması gibi. Okurken sık sık durup düşündüm: “Ben gerçekten neyi nasıl yaşıyorum?”    Yazar öyle bir dil kurmuş ki; ne tamamen teselli ediyor ne de tamamen sarsıyor. İkisini aynı anda yapıyor. Bu kitap bir cevap değil belki, ama o kadar doğru sorulara yöneltti ki beni kendimi sorguladım. Biraz dini kitaplar esintisi hissettiğim "Ermiş"te kendimle diyaloglar kurdum diyebilirim. Bazı bölümlerin tamamından etkilendiğimi söyleyebilirim ama buraya bazı bölümlerden aldığım alıntılarla son vermek istiyorum: Aşka Dair: "Aşk ki taç giydirdikten sonra çarmıha gerer insanı. O ki büyüttüğü gibi budar kolunu kanadını." Evliliğe Dair: "Birlikte durun ama dip dibe değil. Zira bir tapınağın sütunları ayrı ayrı yükselmez. Meşe ile servi de birbirinin gölgesinde yetişmez." Çocuklara Dair: "Sizler, yaşayan birer ok olan çocuklarınızı fırlatan birer yaysınız." Emeğe Dair: "Emek veren insan, saatlerin fısıltısını musikiye çeviren bir kaval gibidir." Dostluğa Dair: "Dostunuz ihtiyaçlarınızın yanıtıdır. Sevgiyle ektiğiniz, minnetle biçtiğiniz tarlanızdır." Konuşmaya Dair: "Konuşmanızın çoğunda can verir yarısı düşüncelerinizin. Enginlerin kuşudur düşünce, sözcüklerden bir kafeste kanatlarını açsa da uçamaz." Zamana Dair: "Düşüncenizde zamanı mevsimlerle ölçmek zorundaysanız eğer, her bir mevsim diğer mevsimleri kuşatsın, bugün geçmişi anılarla, geleceği de hasretle kucaklasın." İyiliğe ve Kötülüğe Dair: "Vermek meyve için nasıl ihtiyaçsa, almak da  kök için bir ihtiyaçtır." Duaya Dair: "Sıkıntılı ve muhtaçken dua edersiniz; keşke sevincinizin doruğundayken, bereketli günlerinizde de dua etseniz." Dine Dair: "Günlük yaşamınız tapınağınız ve
ErmişHalil Cibran · Can Yayınları · 202585,3bin okunma