“Sevdiğiniz işi yapmak güzeldir, iyi bilirim bu duyguyu, çünkü ben de istediğim işi yaparak hayatını kazanan o azınlıktan biriyim. Ama bu durumu abartırsanız, yani hayatınızı tümüyle mesleğinizden ibaret sayarsanız, mutlu olmanız mümkün değildir. İşinizi ne kadar severseniz sevin, hayatın öteki alanlarından asla çekilmemeniz gerekir.”
“…gönlüm herkesin kendi inancını ya da inançsızlığını hiçbir kısıtlama, hiçbir baskı, hiçbir zorlama olmadan yaşayabilmesinden ama aynı zamanda kendisi gibi olmayanlara da düşmanlık beslememesinden yanaydı. Tıpkı ırk, cinsiyet gibi, din de insanları ayrıştıran bir olgu olduğundan ortak payda olarak kabul edilmemeliydi. Hepimizin bir tek ortak özelliği vardı: İnsan olmak. Farklı inançlara, farklı etnik kökenlere, farklı cinsiyetlere, farklı dünya görüşlerine sahip olsak da hepimiz insandık.”
İnsanlığın o zamana kadar çektiği sancıların hep karşılıklı sevgisizlikten olduğuna bir kez daha inandım. Oysa sevgiyle kimler tebessüme durur, sevgiyle düşmanlar dost olurdu. Ağuların bal, ayrılıkların visal olması hep sevgidendi.