Hilal

Hilal
Bilgisayar Müh.
Üniversite
Samsun
69 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
10/10
·622 syf.··
2026 4. kitabı
Oblomov, Ivan Goncharov’un yazdığı ve insanın içine dokunan o nadir kitaplardan biri. İlk başta “sürekli yatan, hiçbir şey yapmayan bir adamın hikâyesi mi olur?” diyorsun ama sayfalar ilerledikçe işin aslının tembellikten çok daha derin olduğunu fark ediyorsun. Aslında Oblomov’un derdi hayattan kaçmak, risk almamak ve hep güvenli alanda kalmak. Bir noktadan sonra okuyunca insan kendi hayatını düşünmeden edemiyor Hepimizin ertelediği şeyler var ya… Yapmak isteyip de “yarın başlarım” dediğimiz planlar, hayaller… İşte Oblomov tam olarak bunun vücut bulmuş hâli gibi. O yüzden okurken kızıyorsun, üzülüyorsun ama bir yandan da “ben de bazen böyleyim” diyorsun. Psikolojik olarak insana kendini sorgulatan bir tarafı var. Küçük küçük farkındalıklar bırakıyor Bir de aşk kısmı var ki, orası ayrı bir dokunuyor. Olga ile olan ilişkisi aslında onun değişebileceğini gösteriyor. Birini sevince hayata tutunacak gibi oluyor, umutlanıyorsun hatta. Ama içindeki o alıştığı rahatlık hissi, korkular ve kararsızlık yine ağır basıyor. Aşk bile bazen insanı değiştirmeye yetmeyebiliyor… Bu da hikâyeyi daha gerçek ve hüzünlü yapıyor Kısacası bu kitap sadece bir adamın tembelliğini anlatmıyor. İnsan neden harekete geçemez, neden bazı şeyleri sürekli erteler, neden bazen mutlu olma şansını bile kaçırır… Hepsine dokunan bir tarafı var. Okuyan herkes mutlaka kendinden küçük bir parça bulur diye düşünüyorum
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır,hasretinde
8/10
·420 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 12:52
"Kırkıncı Kural dedi tane tane konuşarak. "Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK'in ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde." Aşk okurken insana durup kendi hayatını düşündüren bir kitap. Bir yanda Ella’nın sıradan görünen ama içten içe eksik hissettiği hayatı, diğer yanda Mevlana ile Şems’in hikâyesi var. İki zaman bir şekilde birbirine bağlanıyor. Kitaptaki kırk kural ve Şems’in sözleri birçok yerde insanın içine dokunuyor. Herkes için aynı etkiyi bırakmayabilir ama çoğu okur gibi ben de kitabı bitirdiğimde bazı cümlelerin aklımda kaldığını fark ettim. Bana göre bu kitap sadece bir aşk hikâyesi değil, insanın kendini sorgulamasına sebep olan bir iç dünyasına bir yolculuk.
AşkElif Şafak · Doğan Kitap · 200976,5bin okunma
“Sevgi, kalpte doğar; göz yalnızca onun elçisidir.”
8/10
·282 syf.··
2026 2. kitabı
Güvercin Gerdanlığı, aşkı bugünün diliyle değil ama bugünün insanına da dokunacak bir derinlikle anlatan bir kitap. İbn Hazm, aşkı sadece bir duygu olarak değil; insanın ruh hâlleri, bağlılıkları, ayrılıkları ve zaaflarıyla birlikte ele alıyor. Okurken bazen “asırlar önce yazılmış ama şuan bile böyle hissettiriyor” dedirten yerler oluyor. Kitap şiirlerle ve küçük hikâyelerle ilerliyor; bu da bazı bölümlerde durup düşünmeyi gerektiriyor. Hızlı okunacak bir kitap değil kesinlikle ama sindirerek okunduğunda gerçekten anlam kazanıyor. Aşk üzerine kafa yormayı seven, duyguların kökenini merak edenler için değerli bir eser.
Güvercin Gerdanlığıİbn Hazm El-Endelüsi · Sufi Kitap · 20233,714 okunma
"Hassas kalpler, kalplerin en güçlüsüdür..."
9/10
·472 syf.··
2026 1. kitabı
Ellen Marie Wiseman’ın Kayıp Ruhlar Durağı, sayfalarını çevirdikçe yüreğinize ağır ağır yerleşen, kolay kolay unutamayacağınız bir roman. İlk bakışta sadece bir hikaye gibi görünse de, derinlerde gerçek yaşanmışlık izleri taşıyan, duygusal yoğunluğu yüksek bir okuma deneyimi sunuyor. Yani bende böyle bir etkisi olduğunu söyleyebilirim. Bu hikâye iki kız kardeşin üzerindeki yılların gölgesini, ihmalin ve toplumun karanlık yüzünün bir insanı nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor. Hikayenin gerçeklik payının olduğunu öğrendiğimde ayrı bir ürperti kapladı içimi. Kitabın sonunda yazar samimi sözler ile bu durumu detaylı açıklıyor. İkiz kardeşler Sage ve Rosemary Winters, başlangıçta sadece basit bir aile dramı gibi görünse de, ilerledikçe hikâye yerini çok daha travmatik ve sarsıcı olaylara bırakıyor. Kitap, Sage’in hikâyesiyle başlıyor: küçük yaşta kaybettiğini sandığı ikiz kardeşi Rosemary’nin aslında hâlâ hayatta olduğunu öğrenmesiyle her şey değişiyor. Fakat onu bulmak için gittiği yer, adı “okul” olsa da gerçekte çok daha korkunç bir yer: Willowbrook. Bu yer, akıl hastanesi olduğunu gizleyen, kötü koşulların hüküm sürdüğü bir kurum olarak betimleniyor. Wiseman, bu romanında sadece bir kayıp arayışını anlatmıyor; aynı zamanda: İnsanlığın sınırlarını zorlayan kötü muameleyi, ihmal ve istismarı, Aile bağlarının kırılganlığını ve umutla mücadeleyi, Bir insanın aklının, kalbinin ve ruhunun dayanma gücünü sorguluyor. Gerçekten bazen kitabı sinirlenip kapattığım çok an oldu Kitap, yer yer içinizi acıtan, öfkelendiren ve düşündüren sahnelerle dolu. Okurların büyük bir kısmı, karakterlerin yaşadığı çaresizliği, karanlık ortamı ve belki de en kötüsü, bu kötü koşulların nasıl görmezden gelindiğini derinden hissettiklerini belirtiyorlar. Wiseman’ın dili sade ama çarpıcı;
1000Kitap
Kayıp Ruhlar DurağıEllen Marie Wiseman · Arkadya Yayınları · 2023631 okunma
Akıllı olmak her şeyi düzeltmiyor
10/10
·325 syf.··
2025 15. kitabı
Algernon'a Çiçekler’i okuduktan sonra birkaç gün kendime gelemedim diyebilirim. Hani bitirirsin ama aklın hâlâ kitaptadır ya, tam öyle. Kitabı okurken en çok Charlie’nin yaşadığı duygusal gelgitler çarpıyor insanın yüzüne. Başta her şey çok masum. Charlie sevilmek istiyor, kabul görmek istiyor. İnsanların ona güldüğünü değil, onunla güldüğünü sanıyor. Bu bile tek başına insanın içini burkuyor. Zekâsı arttıkça duyguları da karmaşıklaşıyor. Eskiden anlamadığı şeyleri fark etmeye başladığında, sanki kalbi de aynı hızla büyüyor ama daha çok acıyı taşıyarak. Bir yerde “Akıllı olmak her şeyi düzeltmiyor” demesi boşuna değil. Çünkü farkındalık, beraberinde yalnızlığı getiriyor. Artık sadece insanlar değil, kendi geçmişi de canını yakıyor. Ailesiyle olan ilişkisi ise kitabın en ağır yerlerinden biri. Özellikle annesiyle olan bağ… Annesinin onu “düzeltmeye” çalışması, utanç duyması, bastırması… Charlie geçmişi hatırladıkça, çocukluğunda yaşadığı sevgisizlik ve reddedilme hissi daha da derinleşiyor. Babasının sessizliği, annesinin sertliği; Charlie’nin neden bu kadar kabul edilmek istediğini çok net anlatıyor. Charlie en zeki hâlindeyken bile en çok küçük Charlie’ye üzülüyor. Yani geçmişteki kendisine. “İnsanlar farklı olanlara gülüyor” cümlesi sadece toplum için değil, ailesi için de geçerli aslında. Kitabı bitirdiğinizde aklınızda Charlie kalıyor. Onun kırgınlığı, yalnızlığı, sevilme ihtiyacı… Kısa bir kitap ama duygusal olarak ağır. Okuyup geçmelik değil; okuduktan sonra bir süre susup düşünmelik.
Psikoloji
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma