Çocuklar her şeyi hissedebilir ama duygularını çözümleyemezler ve yaptıkları çözümleme bir ölçüde düşüncelerini etkilese bile, bu sonucu sözcüklere nasıl döneceklerini bilemezler.
Hani hep bir yuva aradık ya kendimize, hani evlerimizi hiç yuva olarak görmedik, hani hep kaçmak istedik babalarımızdan... Belki de hepimiz burada yanıldık ve kaplumbağalar haklıydı; yuvamız dört duvarı olan bir beton yığını ya da dizlerinde yatmak istediğimiz anne babalarımız değildi... Kendi zihnimizin içiydi daima ve biz de en çok bu yüzden kaçtık. Kafalarımızın içindeki düşünceler mahvetmedi mi bizi, herkesle savaşıp kendimize yenilmedik mi?