"Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey. "
Şu zamana kadar hep kendi söküğümü dikmiş olmam bana avantaj sağlasa da, birçok yerden destek görüpte mutlu olan insanları görünce, kalbimdeki o acı buruklukla iç çekmek her defasında beni yerin en dibine sokuyordu. O diplerden çıkarken bile tektim. Bazı insanlar sanırım ömürlerinin sonuna kadar yalnızlık mahkumluğuyla tamamlar hayatını. Belki de onlar için en büyük sınav yalnız kalabilmeyi becerebilmektir.