benim de içimde, benim içimde bile, evrenin nefes alan bu parçasının içinde, bazen tutkunun dönüp duran sarsıntılarıyla ortaya çıkan dünyeviliğe ait her şeyin içinde bulunan o gizemli volkanik öz yanıp tutuşuyordu, demek ki ben de yaşıyordum, canlıydım, kötücül ve ateşli hazları olan bir insandım. bu tutku fırtınasıyla içime bir kapı açılmıştı, bir derinlik olmuştu içimde ve ben haz dolu bir sersemlikle içimdeki bu meçhule bakarken hem korkuyor hem mutlu oluyordum.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
benim, diye düşündüm, böylesine bir heyecana kapılmam, vücudumu kavuracak bir ateşe tutulmam için, ben ne kadar dirensem de, yine de nefesimin kesilmesi için ne olması gerekirdi acaba?
içimdeki bu durgunluk nedeniyle hayatım giderek tekdüzeleşti, uğraşlarımın ve olayların çeşitliliğine rağmen günler birbiri ardına aynı biçimde geçip gidiyor, bir ağacın yaprakları gibi büyüyor, yeşeriyor ve sararıyorlardı.
topluluk içinde bulunduğum zamanlarda ise hayranlığımı belirtirken yapay bir coşkunluk sergileyerek, duygulanmalarımı aşırı abartarak, hatta bir nevi gösteriş yaparak içimin ne kadar kayıtsız ve bomboş olduğunu gizlemek için bir anlamda rol yapıyordum.