Carl Gustav Jung; "Sırf hapiste olduğu için hırsızlık yapmayan hırsız, ahlaklı bir kişi değildir" der. Ahlakımızın derecesini elimizdeki imkanlarla ne yaptığımız belirler. Ahlaktan çok 'Etik' kavramını anlayıp benimsemek oldukça önemli...
1000Kitap

Ali

@Aliden
·
"Karanlıkta yere tükürmüyorsan doğru insansın."
1000Kitap
Annenizi merkezden uzaklaştırın. Sizden onu sevmeyi bırakmanızı istemiyorum. Sizden, doğmadan önce yazdığı bir senaryoya göre yaşamayı bırakmanızı istiyorum. Onun korkuları. Onun hayal kırıklıkları. Yaşanmamış hayatı. İyi bir kız, iyi bir kadın, iyi bir gelecek tanımı. Bazılarınız otuz yaşında ve hala annenizin onaylayıp onaylamayacağına göre kararlar veriyor. Bazılarınız hala onun kabul edebileceği versiyonunuza uymak için kendinizi küçültüyor. Bazılarınız hala ona kızgın ve öfkenin sadece bir tür merkezleme olduğunu fark etmiyor. O hala referans noktası. İsyan ederken bile, onun etrafında dönüyorsunuz. Onu merkezden uzaklaştırın. O, elindekiyle elinden gelenin en iyisini yapan bir kadın. Bu onu hayatınızın yazarı yapmaz. Yazar sizsiniz. Anlamayabileceği bir şey yazın. Bu ihanet değil. Bu yetişkinliktir. Toplumun beklentilerini merkezden uzaklaştırmak. Zaman çizelgesi. Dönüm noktaları. Size şu ana kadar ne yapmış olmanız gerektiğini söyleyen görünmez müfredat. Yirmi iki yaşında üniversite diploması. Yirmi sekiz yaşında evlilik. Otuz yaşında ilk çocuk. Ev. Terfi. İstediğiniz şeylerin, istediğiniz sırayla istenmesi gerekenler. BU LİSTEYİ KİM YAZDI? Sırasız yaşanmış bir hayatın başarısız bir hayat olduğuna kim karar verdi? Kendinizi artık var olmayan bir dünya ve asla siz olmayan bir kadın için tasarlanmış bir programa göre ölçüyorsunuz. Odak noktasını değiştirin. Hayatınız gecikmiş değil. Geride kalmış da değil. Tam olarak kendi akışında ilerliyor. Ve bu sürecin güzel olup olmadığına karar verecek tek kişi SİZSİNİZ. Yaşı merkezden uzaklaştır. Panik. Geri sayım. Kadınlara değerinin bir son kullanma tarihi olduğu öğretiliyor. Yirmi beş yaşından sonraki her doğum günü bir kayıp. Saat bir silah. Kadınların, seçilme şanslarının azaldığından korktukları için istemedikleri
Substack
Reklam
Nasıl Bakarsan Öyle Görürsün
Bir köylü baltasını kaybetmiş. Komşusunun oğlundan şüphelenmiş, çünkü çocuk bir hırsız gibi konuşuyor, yürüyor ve davranıyormuş. Ertesi gün tarladaki aletlerin arasında baltayı bulmuş. Sonra çocuğu yine görmüş; bütün diğer çocuklar gibi konuşuyor, yürüyor ve davranıyormuş...
"BİR EŞIT DEĞILDIR BİRE!"
Öğretmen tahtada bağırır Ellerini örtmüş tebeşir tozu, Sınıftakilerin umurunda mi? Pestil yiyip dalgalarındalar, Kimisi "Gençler" dergisine dalmış, Aldıran yok kendini paralayan öğretmene, Ve doğrulamaya çalıştığı o denkleme! Karanlık tahtaya yazılmış mahzun beyaz bir yazı; Bir eşittir bir diyor! Birden bir öğrenci parmak kaldırır; Hep biri çıkmalı itiraz eden, Tek tek kelimeleri sıralıyor; Eşitlik büyük bir yalandır diyor! Öğretmen gence şaşkınca bakar, Genç dönüp sessizce sorar; "Bir insan şayet bir sayı olsaydı, Yine de bir bire eşit mi olurdu hocam?" Zor bir soru herkes donup kalır, Öğretmen sinirli sinirli düşünür Sonra evet deyip kesip atar! Öğrenci gülümser itiraz eder, Birer sayı olsaydı insanlar der; Parası ve gücü olan daha fazla olur, İyi ve yürekli olan daha az! Birer sayı olsaydı insan, Üstün olurdu teni beyaz olan Düşük kalırdı zenci adam! İnsan sayı olsaydı şayet hocam, Eşitlik alt üst ederdi herşeyi durmadan! Nasıl zengin olurdu hırsız alçaklar? Kim örerdi Çin'in etrafına yüksek duvarlar? Bir insan bir insana eşit olsaydı, Kimin sırtı yük altında bükülür? Bir insan bir insana eşit olsaydı, Kim çürürdü hapiste o zaman?
Şiir
Her sabah yeni bir gün doğarken, Bir gün de eksilir ömürden; Her şafak bir hırsız gibidir, Elinde bir fenerle gelen.
Deniz oldum
Deniz oldum, kül oldum, Ben harim yol aldım. Anlatamadım kendimi, Kendi kendimde bir dil oldum. Ateş varımı çaldı, Hırsız oldum, arsız oldum. İnsanım; insan diyemedim, Yerde bir vatsız oldum, oy. Çiçeklerin içinde gülemedim, Gül içinde, günaydın ateş içinde. Kahan oldum, gamsız oldum, Kahan oldum, gamsız oldum, Kahan oldum, gamsız oldum. Çürüdüm, toprak aldı, Canım can ahanda kaldı. Anlatamam, içimde kaldı; Azsız oldum, varsız oldum. Uçtum kanadım, Dağlar beni ağlıyor bu bağlar. Nice içler, nice eller ağlar; Yüreğinde damsız oldum. Sürme beni sürmelim, Sevemedim ben seni. Sahrı buruk koramadım; Vatsız oldum, matsız oldum,
Şiir
Reklam
Reklam