Doğru karar verdikten sonra üzgün hissetmek gayet normaldir. Bazen bir şeyin bizim için en iyisi olduğunu bilsek bile alışkanlıklarımız, anılarımız ve duygularımız kolayca bırakıp gitmemize izin vermez. Bir şeyin doğru olması, onun kolay olacağı anlamına gelmez. Ama zamanla, hisler geçer ve doğru kararın getirdiği huzur yerini bulur.
1000Kitap
Şehir Uyuyordu, İçim Değil…
Bazı geceler vardır… İnsan o gecelerde yalnızca uyuyamaz sanır kendini ama aslında mesele uykusuzluk değildir. Çünkü gözlerini kapatınca gelen şey düşünceler değil, yıllardır içine gömdüğü bütün hislerdir. Gündüzleri insanların arasına karışırken susturabildiği her şey, gece olunca odanın karanlığında yeniden oturur karşısına. Ve insan en çok o zaman anlar; bazı yaralar geçmiyor, sadece sesini kısmayı öğreniyor. O gece de öyleydi. Şehrin üstüne ağır bir yağmur çökmüştü. Sokak lambalarının ışıkları ıslak asfaltın üzerinde kırılıp dağılıyor, rüzgâr apartman aralarından geçerken eski bir şarkının unutulmuş melodisi gibi uğulduyordu. Camın kenarında oturuyordu sadece. Elinde soğumuş bir kahve vardı ama saatlerdir bir yudum bile almamıştı. Çünkü bazı geceler insanın boğazından ne su geçiyordu ne kelime. Karşı apartmanın üçüncü katında sarı bir ışık yanıyordu. Perdenin arkasında gölgeler hareket ediyordu. Bir aileydi muhtemelen. Birileri sofrayı topluyor, biri televizyon izliyor, biri gülüyordu belki. Ve nedense en çok da bu dokundu içine. Çünkü insan bazen başkasının mutluluğunu gördüğünde değil, kendisinin ne kadar uzun zamandır huzur hissetmediğini fark ettiğinde üzülüyordu. Başını cama yasladı. Cam buz gibiydi. Bir anda çocukluğu geldi aklına. İnsan bazı gecelerde geçmişi çağırmıyordu aslında; geçmiş kendi gelip oturuyordu içine. Bir koku, bir yağmur sesi, bir sokak lambası… Yetiyordu. Küçükken yağmuru severdi. Mahallede elektrikler kesildiğinde korkmak yerine heyecanlanırdı mesela. Mum ışığında oturmanın büyülü bir şey olduğunu düşünürdü. Annesinin mutfaktan gelen sesi dünyanın en güvenli sesi gibi gelirdi ona. O zamanlar hayatın bir gün bu kadar ağırlaşabileceğine inanmıyordu. Çünkü çocukken insan geleceği bir masal gibi hayal ediyordu. Büyüyünce özgür
Duygular
Reklam
Mevla'ya sordum gözler neleri neleri gizler Sôzler hakikati hisler ama gözler narin bir papatya misali seviyor sevmiyor diye Gözler nazeyler tebbessüm eyler amma hakikati gizleyemez bazen sözlerin yetersiz kaldığı yerde gözler konuşur bülbül misali....
Kalbimin Sessiz Duası 77..
“Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz ne de bir yardımcınız vardır.” Bakara, 107 Allah’ım… İnsan bunu bazı şeyleri kaybedince daha iyi anlıyormuş… Herkesin yanında kalacağını sanarken gitmesini, “asla bırakmam” diyenlerin bile bir gün yabancı gibi olmasını görünce… Kalabalıkların ortasında bile içinin neden bu kadar yalnız hissettiğini anlayınca… Ve en sonunda dönüp sadece Sana sığınınca… Çünkü gerçekten… Bu dünyada insanın kalbini tamamen bilen tek dost Sen’sin Allah’ım. Rabbim… Bazı insanlar vardı, iyi gelir sandım. Bazı yollar vardı, huzura çıkar sandım. Bazı hayaller vardı, gerçekleşirse tamam olurum sandım. Ama zaman geçtikçe anladım ki; insanı tamamlayan şey insanlar değilmiş, San’a yakın hissedebilmekmiş. Çünkü insan bazen herkesin yanında olup yine de eksik hissediyor. Ama Sen’in huzurunda… İlk defa gerçekten anlaşılmış hissediyor. Allah’ım… Bugün sana, kimseye anlatamadığım o yalnızlık hissiyle geldim. Hani insan bazen konuşsa bile anlaşılmayacağını düşünür ya… İşte öyle zamanlardan geçiyorum Rabbim. Kalbimde susturduğum şeyler çoğaldı. İçimde kimsenin bilmediği savaşlar büyüdü. Ve ben güçlü görünmeye çalışırken sessizce yoruldum. Ama biliyorum… Ben herkese uzak hissetsem bile, Sen bana şah damarımdan daha yakınsın.
Duygular
Bazen yaşadığımız şeyleri sadece yük olarak görüyoruz. Oysa bazı yükler, bir zamanlar sahip olmak için dua ettiğimiz şeylerdir. Yorulmak, kararsız kalmak, özlemek, bunalmak... Her biri hoş hisler değildir. Ama bazen bize sahip olduklarımızı da hatırlatırlar.
Acaba yanlış mı yapıyorum hissi ???
İnsan ve Duygular
Reklam
Reklam