Travma görüntüleri, travma yaşayanların korkularının ne kadar kalıcı olduğunu ve günlük deneyimin çeşitli yönleriyle nasıl kolayca tetiklendiğini gösterdi.Bu hastalar deneyimlerini günlük yaşamlarının akışına katamıyorlardı.”Orada” olmaya devam ediyorlar ve bir türlü “burada” olamıyorlar,”anı yaşamanın” nasıl olduğunu bilmiyorlardı.
“Burada,bu dünyada geçici olmayan hiçbir şey yok.Her şey değişiyor,şekil değiştiriyor ya da gidiyor.Bunu bilerek izle.’Bu da geçecek,eli mahkûm,’ de.Yaşam sana her an ne getirirse,onu yaşarsın,geçip gider.Bir deneyim daha kazanırsın,yaşarsın.Anın getirdiği ile savaşırsan,direnirsen ve olmasın,gelmesin ya da olduğunda,’Ben bunu istemiyorum,bunu kaldıramam,buna dayanamam,’ diye direnirsen gelmesine izin vermiyorsun demektir.Ki bu da geçip gitmesine olanak vermez.Sen direnir durursun,direndikçe yapışır kalır sana ve seni dize getirir.Mutlaka ama mutlaka o geçip gidemeyen enerji seni içten içe bir şekilde tüketir.”
“Ne yapacağım?”
“O krizler geldiğinde sadece merkezinde ol ve izle.Savaşma,direnme,bırak gelsin.Seni ele geçiren,kriz dediğin o fırtına bir süre sonra senden geçecek.”
“Öylesine size ait olmuştur ki bazı düşünceler ve o düşüncelerin o çakma kimliğinize yama yama yamaladığı oluş halleri,öyle tanıdıktır ki işte onların tekrar sahneye çıkışını hissetmek,gerçekten ileri seviye farkındalık ve bu yolda çok ciddi disiplin ister.”
“Mesele bir şey olmak değil,mesele sen olmayan her şeyden soyunup,en başta sende “Ol!” denmiş olanı yaşamaktır…Yaşamak da zaten budur.Oysa sen sende ‘ol’ denmiş olan kim,bilmiyorsun.Bir çakma kimlikte her gün oradan oraya savruluyorsun.Anlaman lazım,burada ya kendin olursun ya yok olursun.Kendinden başka bir şey olmaz;ancak ortada sürüklenen,tamamlanamayan bir yokluk olursun.Sen yok isen,senin bir yaşamın nasıl olur?İşte bak,yoklukta debelenip duruyorsun.Kendine gel!Kendine…Gel!”