Hakan Duru

Hakan Duru
@hknbtldr
Günümüz insanı nasıl hareket ediyor genellikle? Bir araba alıyor arabasız olan sonra ayaksız olana veya çıplak olana değil de daha lüks bir arabaya binene bakıyor, mutsuz oluyor. Altındaki araba ona zehir oluyor. Mutlu olmak nerede, şükretmek nerede kaldı? Adam diyor bilmem neye biniyor! Bitti işte. Dünyası mahvoldu. Maneviyat söz konusu olunca...Namazlarımızı ara sıra aksatıyoruz falan ama ya hiç olmazsa cinayet işlemedik, esrar satmadık falan diyerek kendisinden çok daha büyük suçları işlediğini düşündüğü insanlara karşı manen ileride olduğunu vehmediyor. Ahiretini de kaybediyor...Hem dünyası hem ahireti gitti...Mutluluğun kokusunu duyması mümkün değil.
Sayfa 154 - Babıali Kültür Yayıncılığı·Kitabı okudu
Din
Reklam
Bir namaz kıldın diye kendini bir şey zannettin hele bir dur bakalım... Gizli kusurlarını başkaları bilmiyor. Seni adam zannediyorlar... İçindeki kusuru sen bileceksin! Mesela hiç bir şey yapmadın. Kimseyi incitmedin, bağırıp çağırmadın ama kalbinde kibir taşıyorsun. Hepimizde de var olan bir hastalıktır... Varlığının bile farkına varmadan ömrü tamamlarız çoğu kere. Kibir, kendini yüksek görürsün birinden. Bir şekilde yüksek görürsün.
Sayfa 152 - Babıali Kültür Yayıncılığı·Kitabı okudu
Din
Hazret-i Fâtıma ile kıyâmete kadar, çocukları, Ehl-i beytdirler. Bunları, âsî olsalar da, sevmek lâzımdır. Bunları sevmek, kalb ile, beden ile ve mal ile yardım, hürmet ve ri’âyet etmek îmân ile ölmeğe sebeb olur. Sûriyenin Hamâ şehrinde, seyyidler için mahkeme vardı. Mısrdaki Abbâsî halîfeleri zemânında, hazret-i Hasenin “radıyallahü teâlâ anh” evlâdlarına (Şerîf) ismi verilerek beyâz sarık sarmaları, hazret-i Hüseynin “radıyallahü teâlâ anh” evlâdına (Seyyid) ismi verilerek, yeşil sarık sarmaları tensîb edildi. Bu mubârek sülâleden doğan mubârek çocuklar, iki şâhidi ile, hâkim huzûrunda tescîl edilirdi. Sultân Abdülmecîd hân “rahmetullahi teâlâ aleyh” zemânında, mason Reşîd pâşa bu mahkemeleri kaldırdı. Soysuz ve mezhebsiz olanlara da seyyid denildi. Uydurma acem seyyidleri her tarafa yayıldı.
Sayfa 243 - Hakîkat Kitâbevi·Kitabı okudu
Din
Bundan birkaç sene evvel bu fakîr [ya’nî imâm-ı Rabbânî], her hafta fakîrlere yemek verince, sevâbını, (Ehl-i abâ)nın rûhlarına niyyet ederdim. Ya’nî Resûlullah efendimiz ile birlikde, hazret-i Alî, hazret-i Fâtıma, hazret-i Hasen ve hazret-i Hüseynin rûhlarına da gönderirdim. Bir gece rü’yâda, Resûlullah efendimize selâm verdim. Bana iltifât buyurmadı. Başka tarafa bakdı ve (Ben yemeği Âişenin evinde yirdim. Bana yiyecek gönderenler, onun evine gönderirlerdi) buyurdu. Uyandım. Bana iltifât buyurmamalarına sebeb, yemek sevâbını, hazret-i Âişeye de göndermediğim için olduğunu anladım. Ondan sonraki yemeklerin sevâbını, hazret-i Âişeye de, hattâ ezvâc-ı mütahherâtın hepsine “radıyallahü teâlâ anhünne” de gönderdim. Çünki, bunların hepsi de, Ehl-i beytdir. Böylece, Ehl-i beytin hepsinden yardım ve şefâ’at beklemekle şereflendim.
Sayfa 235 - Hakîkat Kitâbevi·Kitabı okudu
Din
İnsan ısrarla günah işler, tövbeyi hiç hatırına getirmezse, işlediği günahın günah olmasına savaş açmaya başlar. Allah göstermesin, günahın günah olmasıyla kavgalı hâle gelir, günahı savunmaya başlar. Bu korkunç bir vaziyettir. İște günahtan küfre bir yol vardır, tövbe bu yolu keser. Buna dikkat edilmeli, tövbenin ehemmiyeti anlașılmalı. Bir lüksmüş gibi, iyi Müslümanların yaptığı bir eylemmiş gibi, ben yapmasam da idare eder gibi görülmemeli. Bu bir hayat memat meselesi!
Sayfa 156·Kitabı okudu
Din
Reklam