Rabbimiz her şeyi bir sebeple yapar.O çocuğun omzunuza o yarayı açması gerekiyormuş demek.Allah katında bir sebebi muhakkak vardır fakat bizler bilemeyiz.
Tasavvufun en temel öğretisi, akıl ile, bilim ile kavranamayacak bir içrek dünyanın var olduğu gerçeğiydi. O dünya batıni bir dünyaydı. Ancak gönül gözü ile bakanların görebileceği bir dünya. Orada sevgi vardı. Sonsuz sevgi. Aşk vardı. Sonsuz ve ilahi aşk. İnsan-ı Kâmil ile Hakk’ın birliği vardı. Her şey BİR’di ve bir her şeyin parçasıydı. Bu felsefeyi anlatabilmek, bu dünyanın kelimeleri ile olabilecek bir şey değildi. Sonsuz bir kelam gerekirdi anlamak ve idrak etmek için. Bu yüzden her kelimenin, her sözün, hatta her sesin, her harfin bile birden çok ve gizli anlamları vardı. Yeşil her zaman bir renk değildi, kan her zaman bir vücut sıvısı değildi ve şarap bildiğimiz anlamda bir içecek değildi bu âlemde. Kelimelerin başka başka anlamlara geldiği tasavvufun bu beytine, bir de bu gözle, yeniden baktı.