Otobanda 120 km hızla araba kullanırken, aslında arabayı sanki sizin değil de bir başkasının kullandığı hissine kapıldınız mı hiç? Araba kullandığınızın farkında olmadan saatlerin geçtiği sizi şaşırttı mı?
Neden bildiğimiz şeyleri sürekli farklı kaynaklardan duymaya ihtiyaç duyuyoruz? Bu ihtiyacımızı da karşılamamıza rağmen neden "kalın kafalı " beynimiz bir türlü öğrenip uygulamaya geçmiyor?
Hiç kimseyi yaşadığı kaybın büyüklüğü veya küçüklüğü ile yargılamayız ve eleştirmeyiz. Bir kişi henüz iki aydır tanıdığı birini de kaybetmiş olabilir, yirmi yıldır tanıdığını da. Kısa süreli ilişkinin acısı daha az olacak diyemeyiz. Kişinin anlam dünyasında nasıl bir yere yerleştiği ve bireyin psikodinamik süreçleri ile çok ilgilidir bunlar. Psikolojik esneklik kişiden kişiye değişir çünkü. Kimi kanserle savaşır ve güçlü hisseder, kimi bir sivilce ile başa çıkamaz.
Kitapları, bir filmden özel yapan şey onlara tutunabilmenizdir. Kendi dünyanız fırtınaya maruz kaldıysa bir kitap farklı bir dünyaya bir gećit oluyor. Sayfalar arasında saklanabilir, huzur bulmak ya da korunmak için orada durup dinlenebilirsiniz. En iyi yanı ister yedi, ister altmış yedi yaşında olun, en sevdiğiniz kitabınız tıpkı eski bir dost gibi kollarını açmış sizi bekliyor.