Henüz çoğumuz hayatın özünü anlayamayarak havada saadet, kuyu dibinde cennet arayan, birbirimizden keramet bekleyen, boş şeylere kapılan, vaatlere aldanan saf kimseleriz.
Bu dünya henüz büyük komik Molière çağından üç adım ileri gitmedi. Daima üstadın ebedi komedyaları tekrarlanıp duruyor. Yalnız sahnenin dekorları değişti. Tarzlar başkalaştı. İnsanın mayası hep o maya... Kötüler daha kurnazlaştı. Birbirine zarar verme ilerledi. Fenalık büyüdü.
Güya bütün insanlık yalanı, dolanı ortadan kovarak adalet ve hakikati en saygın makama geçirmek için uğraşıyor. Maazallah böyle bir felaket gerçekleşirse hep siyasetler, ticaretler, işlemler durur. Bütün dünya altüst olur. En akıllılarımız her gün aldanıyorlar. En akılsızlarımız her gün aldatıyorlar. Hepimiz daima aldanıyoruz, fakat fırsat düştükçe aldatıyoruz. Bu suretle geçim dengesini biraz düzeltebiliyoruz... Aldanıp da aldatamayanlar... İşte aç kalan güruh bu zavallılardır.
Kuşkusuz bir insandan insanlara, imkânı çoksa birçok kişiye, azsa az kişiye, daha azsa yakınlarına, daha da azsa kendine yararlı olması beklenir. Zira insan başkaları için yararlı bir iş yapıyorsa, ortaklaşa bir iş yapıyor demektir. Nasıl kendini küçük düşüren biri sadece kendisine değil, daha iyi biri olduğunda yararlı olabileceği herkese zarar verirse, aynı şekilde kim kendisine iyi davranırsa, kendisini başkalarına yararlı olmaya hazırladığı için başkalarına da yararlı olur.