Çaresiz yok olacağı günü bekleyen şu fani dünya, asıl gayesini unutmuş bir şekilde ebediyet hayaliyle yaşayan insanoğluna nefsinin istediğini sunuyordu.
Cehennem ateşine meydan okuyan insanoğlu, büyük uğraşların ardından gündüzü geceye çevirmeyi başarmış ve sonunda cehalet karanlığını yeniden hortlatmıştı.
Zamane Ebu cehiller Müslüman cüppesi giymiş, ülkenin her yerine besmeleyle dikiyordu heykelleri... Putları yıkan peygamberin ümmeti, şimdi Allah'ın adını anarak heykele tazimde bulunuyordu.
Moda diye kulaklarına küpe takan erkekler, çağdaşlık diye soyunan şu kızlar! Başına şapka giymediği için darağaçlarında sallandırılan bir neslin torunlarıydı.
Müslümanların üzerine kara bulutlar çökmüştü... Kanları üzerine inşa edilen bir ülkede, Barlar, pavyonlar, fuhuş evleri inşa ediliyordu.
Eşcinsel sanatçılar gençliğe örnek model olarak sunulmuş ve diledikleri ahlaksızlığı ulu orta sergilemekten çekinmiyorlardı.
"And olsun, biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insanlar, (sadece iman ettik) 'İnandık' deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar? Allah elbette doğruları ortaya çıkaracak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır." [Ankebut Suresi 3. Ayet]
Namaza kalkacak alarm var! Abdest alacak suyun sıcağı, soğuğu var! Her vakit okunan ezanlar var! Kışın sıcacık, Yazın klimalı camiler var! Bu kadar vara rağmen namaz yoksa bu imkanların olmadığı zamanda namazı kılan sahabe ile aynı cennet nasıl olsun?
Günaha bulaşılmamış bir düğün, "Ömürde bir defa gelinlik giymeyelim mi?" değil! "Ömürde bir defa, o da Allah için olsun!" düşüncesinin hakim olduğu bir düğün güzel bir düğün olmaz mı?