"islâm terakkiye mani midir?" diyerek neredeyse bir buçuk asirdir "islâm"ı tartışıyoruz.
Yeter artık.
Müslümanlar asıl düşmanı bırakıp birbirleri ile didişmesin.
Âmentüye inananlar için "Ehl-i sünnet"in fazlası var, eksiği yok. Bize yeter.
Artık "Terakki"yi tartışalım. Tartışalım ki yuttuğumuz "Zoka"dan kurtulalım.
İnkılap önce kalpte, sonra zihinde, sonra fikirde, sonra bedende gerçekleşecek. Er-geç alınteri-göz nuru-el emeğine, Veysel babanın sadık yari “kara toprağa” döneceğiz. Aslımıza.
Sanat kainatın ahengine katılmaktır.
…
Kainatın ahengi malumdur. Gün doğuyor, batıyor; kuşlar uçuyor, rüzgar esiyor, dünya dönüyor, mevsimler birbiri peşi sıra gelip gidiyor. Gören gözler, duyan kulaklar, hisseden kalpler çiçeklerin renginde, suların sesinde, dağların heybetinde, kelebeğin kısacık ömründe, bir örümceğin ağında, Cenab-ı Hakk’ın yarattığı her şeyde bu ahengi bulabilir.