Başlarda ne amaçla yaratıldığımı tam kestiremiyordum, ama şimdi anlıyorum ki bu göz kamaştırıcı dünyanın sırlarını keşfetmek, neşelenmek ve tüm bu güzelliği tasarlayıp bize Bahşeden’e şükretmek için buradayım. Daha öğrenecek çok şey var bence, yani umarım öyledir.
Bugün oturdum ölümü düşündüm
Kirli, acı bir su gibi yürüdü içimde
Dokunduğum, gördüğüm her şeye sindi
Ürperdim, korktum ve biraz şaşırdım
Bugün oturdum ölümü düşündüm
Yağmur altında ya da karanlıkta
Bir başıma kalmış gibi.
Sevgilim böylesine alımlıyken
Güz kuşlarının güneye doğru akıp gideceği yol
İyice belirmişken gökyüzünde
Onarırken, sararken hayat
Çocukların incinmiş gülüşlerini
Artık her park yeri bir apartman inşaatı
Her sokak bir otomobil nehriyse de.
Bugün oturdum ölümü düşündüm
Soğuk camlara dayayarak yüzümü
Kuşağımın acısını, kefenlenen gençliğimizi
Yaşayan ya da artık yaşamayan dostları
Bugün oturdum ölümü düşündüm
Örterek yüreğime kara bir tülü.
Bugün oturdum ölümü düşündüm
Kapkara bir gece penceremi dalarken
Öleceğini bile bile karşı koymanın onurunu
Yiğitliğin, özverinin, sevginin
Arkadaşlarımın yüreklerinden çıkan özsuyunu.
Sonunda konferansın değerlendirilmesine geçince, diğerleri ne kadar yaralandıklarını, ne kadar başarılı olduğunu, vs söylediler. Bana sorduklarında, “Bu konferans Rorschach Testinden daha kötüydü: O testte anlamsız bir mürekkep lekesi vardır ve sizden ne gördüğünüzü anlatmanızı isterler. Ama anlatınca da sizinle tartışmaya başlarlar!”
“Çaresizlik, usanç, boşluk hissi ve hiçlik… Bunlar bir kez kapıldın mı kendini kurtarmanın zor olduğu duygulardır. İçinde su olmayan bir kuyuya düşmüşsün de yüzünü dizlerine gömmüş oturuyormuşsun gibi hissettirir. Bu dünyanın en anlamsız varlığı senmişsin, zor zamanlar geçiren tek kişi kendinmişsin gibi gelir.”