“Zavallı halk! Hem acı çeken, hem çektiren, hem soyguna izin veren, hem de soygunu yapanın ta kendisi halk! Amerika’yı keşfetti insanlık, yağmaladı, yine de fakir kaldı. Tanrı sevgisi uğruna gösterişli tapınaklar inşa ettiler, tapınakların önündeki meydanlarda binlerce insanı yaktılar. Tanrı’ya duydukları sevgi adına öldürdüler. Bazıları da Tanrı sevgisi uğruna öldü.
İnsanlara ve Tanrı’ya karşı kinle dolmuştum.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“İnsanlar ruhen hasta ve bu tehlikeli bir hastalık. Din bir insanın dünyayla, insanlarla, tarladaki her bir bitkiyle kurduğu bağın tezahürüdür. Bu bağlar yok olursa ne devlet, ne toplum, ne de insan ayakta kalabilir.
Halkın içinde dinin gerilemesi bir kilise meselesi değildir. Bu devlete karşı bir tehdittir. Kitlelerin dinsizliği belki de insanlığın en tehlikeli hastalığıdır. Ve bazı şuursuz gençlerin, onların peşi sıra akılsız liberallerin ateizmin özgür düşünce olduğunu düşünmesi beyhudedir. Tanrısızlık ruhun çıplaklığı, ruhun yoksulluğudur.
Tanrısızlık, insanlarda kutsal olan ve nihayetinde de insani her şeyin ölümüdür; vicdansızlık, kaba bencillik, soygun ve ahlaki çürümeye yol açar.
Ben laik biri olarak size Tanrı’nın halkın ruhunda öldüğünü söylüyorum! Bu ölümden daha korkunç ne olabilir? Kendinize, Tanrı’ya ve insanlarınıza karşı dürüst olmak istiyorsanız suçluları başka yerlerde aramayın. Tüm mezheplerin ikiyüzlülerinin yaptığı ve yapmaya devam ettikleri gibi bilimi, felsefeyi veya entelektüelleri suçlamayın.
Kendinizi suçlayın! Kendinizi tedavi edin! İnsanları nasıl eğiteceğinizi kendiniz öğrenin! Tanrı’yı önce kendiniz bulun, ondan sonra insanlara Tanrı’ya giden yolu gösterin!
Tekrar ediyorum, Tanrı olmadan insanların ruhunda kurtuluş yoktur. Bu yüzden konuşmamı siz kilisenin psikoposlarına yardım çığlığı ile bitiriyorum.”
“Zeki olmak, sivil kıyafetler giymek, boynunuzda devasa bir yaka ya da kafanızda modern bir şapka takmak demek değildir. Aydınlar halkın beynidir. Halkınız sizi iyi bir eğitimden sonra iyi bir maaş alın, akşamları kafelerde iskambil kâğıtları ve domino taşlarının başına oturun diye yetiştirmedi. Bu durumda aydın değil, aydın çamurusunuz.”
Her ulus ruhsal durumuna göre ya büyük ya da önemsiz insanları iktidarın başına, yaşam yapısının tepesine yükseltir. İnsanlarda birikmiş bir iyilik var mı, yok mu? İyilik birikir mi? İnsanların aklı, iradesi, vicdanları gelişiyor mu? Yoksa çürüyüp zehirleniyor mu? Sefil, hatta utanç verici bir yaşamda ziyan mı oluyor?