“İnsan ruhu iyiyle kötünün çatışma sahnesidir. Binlerce yıldır işlediği günahların suçunu bir dış etkene yani “şeytan” imgesine yükleyen insanlık yine de bu mükemmel bahaneye rağmen omuzlarındaki yükün ağırlığı altında ezilmeye devam eder. Şeytan, insanın ruhundaki terazinin kötü tarafından başka bir şey değildir ve her insan kendi ruhundaki kötülükle er ya da geç hesaplaşmak zorundadır.
Kimi zaman kendime şunu sorarım: “eğer bir insanın yüreğinde hiçbir kötülük olmasaydı onun yaptığı iyiliklerin herhangi bir anlamı olur muydu?”
Bir insanı iyi insan olarak adlandırmamıza neden olan onun içinde kötülüğe yer olmaması değildir; tam aksine o insanın ruhundaki iyiliğin kötülüğe galip gelmesidir. Aksi halde, yani bir insanın içinde hiçbir kötülük yok ise, o zaman iyilik tek başına kolaylıkla galip gelir, ama karşıtını yenmeden alınan galibiyetin bir anlamı olur mu?
İnsan, her şeye rağmen, yaşadığı tüm kötü olaylara ve acımasızlıklara rağmen hala iyi tutan bir şeyler varsa ruhunda, işte o insan mutlak iyi insandır ve Antonio bakışlarından sızan şeytanı, iradesiyle baskı altına alabiliyordu.
Kötülüğe galip gelen bir iyi insandı ve açıkçası içindeki savaşın bakışlarına yansıdığı böyle ruhlarla karşılaşmak her zaman için etkileyicidir.”