"Herkes sanır ki bu bir aşkın öyküsü. Lakin öyle değil. Asel İlyas'a aşıktı. Cemşit'i sevdi. Sevgi aşkı yendi."
İnsan bu kadar severken ayrılabilir mi? Hikayesini bitirmeden, bitiremeden başka bir hikayeye başlayabilir mi peki? Bizi ancak ölüm ayırır derken gözlerinin içine baka baka bir yabancı gibi davranabilir mi?(...)
Okurken bu soruları çokça sorduğum Asel ve İlyas öyküsü...
Hikayesini bildiğimiz, filmini belki de 3-4 kere izlediğimiz bir kitaptı Selvi Boylum Al Yazmalım. Aytmatov'un betimlemeleriyle Tanrı Dağı'na tırmanıp, Isık-Göl'ün etrafında tur atarken buldum çoğu zaman kendimi. İlyas'ın kamyonu, Samet'in çocukluğu yanı başımdaydı sanki. Ama bu kitapta en çok Asel'in zorluklar karşısındaki duruşunu sevdim. Yapılanlar karşısında kendini küçük düşürmeyişi, Samet'e olan fedakarlıkları, aklı başında sergilediği tavırlar... Gerçek bir kadın görüntüsünü yansıttı Asel bana.
Filminin gölgesi altında kalmaması gereken bir kitap. Isık-Göl'ün bitmemiş türküsü herkese tavsiyemdir.
"Elveda Asel! Elveda al yazmalım, selvi boylum! Elveda sevgilim, aşkım! Mutlu olman dileğiyle!.."