Beri

Belki de gerçekten evlenip çocuk doğurduktan sonra insanın beyni yıkanmış gibi oluyor ve ondan sonra özel bir totaliter devletin kölesi gibi duyuları körlenerek yaşayıp gidiyordu.
Sayfa 88 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Uzaklarda kusursuz bir erkek görüyor, ama yakınıma gelir gelmez hiç de uygun biri olmadığını anlıyordum.
Sayfa 87 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
"...ömrümde ilk kez kendimi korkunç yetersiz hissettim. İşin kötüsü, oldum olası hep yetersizdim, yalnızca bunu şimdiye dek hiç düşünmemiştim."
Sayfa 79 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
"Ve Constantin’le birlikte, Birleşmiş Milletler’deki o sessiz ve görkemli salonlardan birinde, Constantin gibi simültane çevirmen olan atletik yapılı, makyajsız Rus kızının yanında otururken, katıksız bir mutluluğu ancak dokuz yaşma kadar tatmış olduğumu şimdiye dek farketmeyişimin ne garip olduğunu düşündüm. "
Sayfa 77 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Modern Eğitim Nasıl Ortaya Çıktı? - Thom Hartmann
Birinin bir başkası üzerinde baskı kurmasının normalize edilmesi, ailede başlıyor. Dünya realitesi, kanıksadığımız için, ne kadar yanlış olduğunu fark bile edemediğimiz hiyerarşiyle, zihinsel ve psikolojik istismarla dolu. Çocuğun ruhunu öldürmek için el birliğiyle çalışan dünyanın bu sinsi planını uygulamak için icat ettiği yöntemlerden biri de eğitim. Thom Hartmann’ın The Edison Gene: ADHD and the Gift of the Hunter (Çocuğun Yeteneği ) Child kitabındaki Modern Eğitim Nasıl Ortaya Çıktı bölümünden birkaç paylaşım bırakıyorum. 1700’lerin sonundan 1800’lerin ortalarına kadar, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’ya muazzam bir sosyal dalgalanma damga vurdu. Amerika’da çiftçiler ayaklanarak dünyanın en güçlü imparatorluğunu devirdiler. Fransız köylüleri ayaklandı; kral ve kraliçelerinin başlarını kestiler. Küçük bir tüccar sınıfı bulunsa da, o dönemde insanlar ya çok zengin ya da çok fakirdi. Zenginler, fakirlerin ayaklanarak başlarını kesme ihtimali karşısında giderek artan bir endişeye kapıldılar. “Ayaktakımı”nın otoriteye boyun eğmesini sağlamak için uygulanan geleneksel yöntemler, kırbaç, darağacı ve hapis tehdidiydi. Geleneksel yöntemler işe yaramıyordu; “ayaktakımı” haklarını ve özgürlüğünü talep ediyordu. Kendilerini düşünüyorlar, politikada söz sahibi olmayı, güç edinmeyi istiyorlardı. 1760’larda, Prusya Kralı II. Frederick ile Avusturya İmparatoriçesi Maria Theresa, Ernst Wilhelm von Schlabrendorff’un tavsiyesini dinleyerek, Avusturya ve Prusya’da zorunlu eğitim sistemleri geliştirdiler. Bu sistemin de işçi sınıfının itaat etmesini sağlamak için özel olarak tasarlanmış bazı özellikleri vardı: 1. Çocuğunu okula göndermemek hapis cezasına tabiydi, gerekirse silah kullanılıyordu. Bu sistemin amacı, etki altında kalmaya açık olan çocukların itaat edeceği,
Sayfa 85 - İthaki·Kitabı okudu
1K