suç ve cezaya dair,
ve siz adil olması gereken yargıçlar!
bedenen dürüst ama ruhen hırsız olan biri için varacağınız nasıl yargı olur ki?
ya da birini katletmiş ama ruhen kendi maktul olan birine nasıl bir ceza verirsiniz?
peki ya insanları kandırmış ve onlara zulmetmiş
ama kendisi de haksızlığa uğratılmış ve çileden çıkarılmış birini nasıl dava edersiniz?
çektiği vicdan azabı işlediği suçtan kat kat fazla olan birinin cezası ne olmalıdır sizce?
...
ancak o zaman görürsünüz bir tapınaktaki köşe taşının, temelin en dibindeki taştan daha üstün olmadığını.
“acınız, anlayışınızı saklayan kabuğun kırılışıdır.
nasıl bir meyvenin çekirdeği, kalbi güneş’i görebilsin diye
kabuğunu kırmak zorundaysa, siz de acıyı bilmelisiniz.
ve eğer kalbinizi, yaşamınızın günlük mucizelerini
hayranlıkla izlemek üzere açarsanız,acınızın, neşenizden
hiç de daha az harikulade olmadığını göreceksiniz;
ve kırlarınızın üstünden mevsimlerin geçişini kabul ettiğiniz gibi,
aynı doğallıkla, kalbinizin mevsimlerini de onaylıyacaksınız.
ve kederinizin kışını da,
pencerenizden huzur içinde seyredeceksiniz.
acılarınızın çoğu sizin tarafından seçilmiştir.
acınız, aslında içinizdeki doktorun, hasta yanınızı
iyileştirmek için sunduğu “acı” ilaçtır.
doktorunuza güvenin ve verdiği ilacı sessizce ve sakince için;
çünkü size sert ve haşin de gelse, onun elleri
“görülmeyen”in şefkatli elleri tarafından yönlendirilir.
ve size ilacı sunduğu kadeh dudaklarınızı yaksa da,
o’nun kutsal gözyaşı.
“güneş ve rüzgarı cildinizle daha fazla buluştursanız, onları daha az giysiyle karşılayabilseniz keşke. zira hayatın nefesi güneş ışığında, eliyse rüzgardadır.”
"sonra yaşlı bir adam, bir hancı dedi ki; bize yemekten ve içmekten söz et. o da dedi ki; keşke toprağın rayihasıyla yaşayıp, yerin üstündeki bitkiler gibi ışıkla beslenebilseydiniz.
fakat değil mi ki yemek için öldürmek, susuzluğunuzu gidermek için yeni doğandan ana sütünü çalmak zorundasınız, o halde yiyip içmenizi bir tapınma eylemine çevirin.
bir hayvanı öldürdüğünüz zaman gönlünüzde ona deyin ki; seni öldüren o güç beni de öldürendir ve ben de tükenip gideceğim.
dişlerinizle bir elmayı çiğnerken ona gönlünüzde deyin k; tohumların benim bedenimde yaşayacak ve geleceğinin tomurcukları benim yüreğimde çiçek açacak. rayihan benim nefesim olacak, birlikte sevineceğiz bütün mevsimlerde.
kışın şarap alırken her tas için yüreğinizden bir şarkı geçsin. ve o şarkıda hazan günlerinin, bağın ve üzüm cenderesinin bir anısı olsun."