Ruhun Kutsal Aracı Sevgi - Kavli Garib Çob
Ruhun Kutsal Aracı Sevgi - Kavli Garib Çoban İnsan bir süslenme yada put değildir. Sadece kutsal bir geometri değildir. Sadece birbirini kesen iki sevgili değildir. Sadece habil kabil gibi manevi imge değildir. İnsan bir öğretidir. İnsan alemlerin bedeninin bir haritasıdır. Sadece et, hafıza, duygu ve düşünce olmadığının bir hatırlatıcısıdır ölüm. Teheccüt vakti süregeldim aşk meyini içerek, şems vakti her bir akı karasından seçerek insandan geçtim. Sen güzellikle sözünü söylersin, arif olan ders alır, cahil olan tavır. Sen bir ruh içindeki bilinçsin. İnsan kelimesi kırklar meclisinde karla yüklü dal gibi anlaşılır!.. Alemlerin ışığı, manevi ruh, ölümlü bedenin adı. Ayrı şeyler değil, hep yenilenen canlı bir sistem. İnsan, beden, ruh, zihin ve ilahi zekânın hizalandığında neler olduğunu açığa vurur. Ben istemeden birinin kalbini kırdım. Bunu bir daha yapmamak için ne hissediysem hasret oldu. Sen güzellikle sözünü söylersin, arif olan ders alır, cahil olan tavır. Umudu olduğum gibi yaşıyamadığım için nerde susmak gerektiğini öğretti hayat bir kabirbaşında. Sadece arkadaş değildik. Ama ne olduğumuzunda önemi yok. Karşılıksız sevgi yükselen ruhun yükselişini temsil eder. Putlarıyla alçalan insan gökten ineni temsil eder mi?.. Biri sonsuza doğru uzanır teheccüt vakti. Biri yeryüzünde bir avuç toprak şems vakti. Sen güzellikle sözünü söylersin, arif olan ders alır, cahil olan tavır.
~Acı dünden mi kalır, yarından mı gelir?~
Kendimi unutacak kadar kötü anılar biriktirdim. Başrolünde yer aldım, bu anıların. Kaçamadım. Ama kendimi çok iyi gizledim. Eski benden bir o kadar uzak, bir o kadar da farklı hissediyorum. Aynı kişi olduğumuza inancım kalmadı. Konuşmayı severdim, kendi fikirlerimi yüksek sesle söylemeyi. Kahkaha atmayı. Ama şimdi; yüzüm, bir tebessüme karşı çatlayacak kadar sert. Dudaklarım, en ufak bir kıvrımda parçalanacak kadar kuru. Tüm nefretimi kussam, durulur muyum? Hoş, bunu da yapamazdım ki ben, sesimden vaz geçmişken. Hiç bir şey anlatmayacağıma yeminliyim. Anlattıklarım, olanlara karşı alışkanlığımdan. Demem o ki, anlatıyorsam aştığımdandır, aşamadığımdan değil. Ama anlatamadıklarım, onları hala sindirebilmiş değilim. Göğsümde büyüttüğüm çocuk, benden muaf ve küheylan. Gelmiyor sabahım, ölmeden çürüyorum. Rüzgar, uğramıyor artık pencereme. Zifirin bile dikkatini çekmiyorum. Çul çürüten birine dönmekten çok korkuyorum. Anne? Baba? Ben bu hayatı öğrenemiyorum. Görkemli bir şekilde çürüyorum. Kardeşim... Ben seni hiç göremedim ama, sen beni gör diye başımı sürekli gökyüzüne kaldırıyorum. • ‘Yirmi Bir Kez Daha’ Bölüm VII
1000Kitap
Reklam
Görmekten mutluluk duyar insan taki hakikati duyana kadar, gördüğüne seni seviyorum diyen göz , ama sevmediğini duyaran dil ise insanın yüreğine olur köz... Sana yetmez mi ki görmeden söylediğin,duymadan yandığın bir öz ¿ Ver şu âlemde kendine söz... Hakkı gör hakkı konuş Hak için sus budur en hoş söz...
Sedat anar - Cefayı Hoş Gör
her cefâyı hoş görüp de hakk’a meşkurlardanız. daima mihnet-keşiz sanman ki mesrûrlardanız. kana kana dem içen rindân-ı mey-horlardanız. câm-ı endûh-ı felekten şimdi mahmûrlardanız yani bezm-i dilrûbadan dür-u mehcurlardanız birecikli razi
Alıntı
Aklımda kalan en romantik olaylardan biri nedir? Pierre Curie'nin nobel Marie'nin de hakkı eğer o yoksa ben de yokum diyerek bir bilim insanı için zirve noktalardan birine karısının hakkını savunmak adına itiraz edebilmesi. Bakın bu çok seksi bir olay. Fena bir olay. Sadece kendini düşünüp karısının hakkı için uğraşmayarak kendi ödülünü alıp kenara da çekilebilirdi ama yapmadı bunu, karısının hakkını da savundu. Marie Curie nobel alan ilk kadın bilim insanı oldu zaten. Yani olay da cinsiyetlerle alakalı bir durum yoğun oranda bulunuyor buna rağmen tatlış, ponçik, pıtırcık Pierre karısını ve karısının emeklerini satmıyor. Zaten o ikisinin çok hoş bir birliktelikleri vardı. (Okuduğum tek bir biyografi kitabınca konuşuyorum. Çocukları değilim işin özünü bilemem.) Maddi zorluklar içerisinde, zor şartlarda çalışmalar yapılıyordu. İçlerinde ilginç düzeyde bir istek vardı bilim adına. Marie'yi okurken bir şeyi bu kadar istemenin nasıl bir duygu olacağını merak etmiştim. Başka bilim insanları onun çalışma ortamında gelince, böyle bir yerde nasıl çalışabildiniz diye şaşırıyordu, o derece zor şartlardı. Yks birincisi olan çobanların birkaç seviye üstü gibi düşünebiliriz herhalde durumu. Buraya kadar işler çok hoştu. Sonra Pierre ölüyor ve bir miktar süre (Ne kadar sürdüğünü hatırlamıyorum.) ardından Marie, Pierre'in eski öğrencilerinden biriyle birliktelik yaşıyor. Tabi bu magazin gündemine düşen bir birliktelik oluyor çünkü bir takım başka dedikodusal sebepler de barındırıyor içinde. 16 yaşındayken bu yeni birlikteliğin anlatıldığı yeri okurken biraz hayal kırıklığı yaşamıştım. Nedense birbirlerine verdikleri desteği okumak onların birbirlerinden başka kimseyle olamayacağı hissiyatını vermişti bana. Gel gör ki öyle değilmiş. Şimdiyse dönüp baktığımda fazla romantik bir
Hazreti Mevlana
Düşünce ırmağının yüzeyi çer çöp taşır... Bazısı hoş, bazısı nahoş, su üstündeki tohum kabukları, görünmez bahçenin meyvelerinden düşmüş. Gel bahçenin ardındaki çekirdeklere bak, çünkü su, bu bahçeden kaynaklanır. Hayat ırmağının akışını görmüyorsan, gel bari düşünce ırmağında dalgalanan yosunları gör.
Reklam
Reklam