8/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 22:07
Merhaba arkadaşlar. Neredeyiz? Evet, bu kitabın en temel sorusunun bu olduğunu söylesem sanırım bir itiraz olmayacaktır. Carl Sagan’ın yine kendine hayran bırakan bir eseri olduğunu belirterek başlamak istiyorum. Bunu söyleme sebebim ise elbette ki yazarın bilimin ışığında Tanrı anlayışını oldukça farklı ama bildiğimiz bir şekilde yansıtmasında yatıyor. Bu da Tanrı’nın varoluşsal olarak uyumla ve ihtişamla kendisini göstermesi altında yatıyor. Kadercilik altında yatan Tanrı’yı yazar kabullenmiyor. Bu özellikle kaderci olan kadim dinlere inananlar için biraz olumsuz bir durum olsa da her şeyi kaderciliğe bağlayıp Tanrı’yı yalnızca kötü göstermekle yetinen ve çoğu bunun farkında bile olmayan inançlara da bir tokat niteliğinde diyebiliriz. Aynı zamanda bu Tanrı’ya isyan etmek yerine onun varlığını kabullenme ve güzel sunumlar arasında onun varlığını en tepeye koymak anlamına da geliyor ki bu çözümlemelere de asla karşı çıkamayacağımı belirtmek istiyorum. Bunun için, yani bilimin gerektirdiği bir inanç içinse yazar bu eseri kaleme alıyor. Çünkü günümüzde öyle bir anlayış hakim oluyor ki insanlar eğer bilime inanıyorsa Tanrı’ya inanmamak gerektiğini ve ikisinin birlikte yürümeyeceğini düşünüyorlar. Yaşat! Sev! Oku! Bu muhteşem cümlelerle başlayan 3 kadim dinin öğretilerini de göz önüne aldığımızda Tanrı varlığı ve inancına karşı çıkmak için de çok özür dilerim ama biraz aptalca düşünmek gerekiyor bence. Hoş, Yahudi öldürüyor, Hristiyan her şeyden nefret ediyor, Müslüman ise asla okuyup araştırmıyor ama olsun. Sonuç olarak Tanrı’nın emirleri açık, net, anlaşılır ve yalın. Eski zamanın gelişmiş ataları ise şimdikilerden farklı olarak her şeyi merak ediyor, araştırıyor, asla vazgeçmiyor, tırnağı kırılsa aklına intiharı getirmiyor, kutsal ölüleri meraklarını uğruna aslında
Broca'nın BeyniCarl Sagan · Say Yayınları · 2019166 okunma
10/10
·88 syf.··
2026 1. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 22:51
Öncelikle beni Zübeyde Andıç'ın kalemiyle tanıştıran hocama teşekkürü borç bilirim. Zira bu kalemle tanışmak benim için büyük bir onur... İncelemeye geçecek olursam, değineceğim ilk husus; öykülerin arasına serpiştirilmiş nostaljik unsurlardır. Nostaljik unsurlar bulunması öykülere farklı bir hava katmış. Okurken geçmişe gittim geldim adeta... İkinci husus; hemen her öyküde "eylül, kuş, türkü" kelimelerinin bulunması. Eminim başka ana kelimeler de vardır, ben gör(e)memişimdir. Bu durumu baştaki iki-üç öyküyü okuduktan sonra fark ettim. Bilinçli mi yoksa bilinçsiz mi yapıldı, bilemiyorum, ancak bunun öykülere çok hoş bir hava kattığını söyleyebilirim. Üçüncü husus ise, metaforların güçlü olması. Öykülerde metaforları güçlü kılan şey betimlemeler ve (kesinlikle) yazarın hayal gücü. Yazarın kaleminden çıkan her bir kelimeyi dikkatle okudum bu yüzden. Son husus (ve bence en önemli husus); Öyküler, biçim olarak kısa fakat üstümde kalan hissi çok ağırdı. Bazı öykülerin etkisi büyüktü. Özellikle ilk öykülerin etkisinden birkaç saat çıkamamışlığım oldu... Engelli çocukların ve ailelerinin yaşadığı zorluklar ve çektiği acılar, Rüstem ve yalnızlığı, Züleyha'nın bekleyişi, Hasan ve Hacer'in susarak hesaplaşmaları, içten içe tartışanların ve nicelerinin hikâyesini okumak benim için güzel bir deneyimdi. Yazarın kaleminden dökülen kelimeler ve cümleler o denli sihirli ki okurken büyülendim. Öyküler kısa olduğu için hemen bitirilebilecek bir kitap. Ben kitabı çok sevdim, sizin de seveceğinize inanıyorum...
Kuşlar Pıtraklar ve Tıraş SandığıZübeyde Andiç · Hece Yayınları · 202328 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Gör Beni
5/10
·592 syf.··
2026 8. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 09:25
Türkiye Cumhuriyetinin ilk yılları... Savaştan yeni çıkmış yorgun ve yeniliğe ayak uydurmaya çalışan yoksul ama kendi varlığını keşfeden ve varolmaya çalışan halk bir tarafta; diğer tarafta Osmanlı'nın şaşalı ve gösterişli hayatına alışkın kölelik anlayışına sahip ve içten içte Cumhuriyeti ve Mustafa Kemal Atatürk'ü ve yaptıklarını benimsemeyen saray soylu aileleri... Başka bir tarafta Türk Milletinin azminden ve hırsından rahatsız olan , gelişimindeki hızından tedirginlik yaşayan ve nifak sokmaya ve isyan çıkarmaya çalışan yabancı güçler... Ülkü,İlmiye, Ayşe, Ali Seniha ve Zübeyde Anadolu'dan savaşın yaralarını sarmak için İstanbula göç ederler. Saltanat yanlısı zümreler tarafından İstanbula göç eden köylüler pek hoş karşılanmamakta ve hor görülmektedir. Ülkü ve ailesi de önyargılara sahip ve geleneklerine ve Osmanlıya gönülden bağlı Selimlerin ailesinin apartmanına taşınırlar. Selim sadrazam oğlu asil bir soydan gelmektedir, annesi Latife Hanım ve teyzesi Lütfiye Hanım gibi Cumhuriyet rejimine içten içe karşıdırlar. Başlangıçta küçümsedikleri hor gördükleri bu köylü aile ile aralarında güçlü bağlar kurulur ve hayatlarının yönü değişir. Selim Atatürk'ten 'o adam' diye bahsederken kurtuluş savaşında mücadele edenleri 'hainler' diye adlandırırken, Cumhuriyet'i bir yönetim biçimi olarak kabul etmediğini dillendirirken Ülküye duyduğu aşk sayesinde milli mücadelenin savunucusuna dönüşür ki dönüşüm süreci abartılı aşk sahneleri arasında geçiştirilmiş gibi geldi bana. Okurken bir şeyin farkına vardım kendi açımdan herşeyi kusursuz görmeyi tercih etmişim bunca zaman. Aslında tarihte daha da fazlası yaşanılan hor görmeleri, asağılanmaları kabullenmeyişleri karşı direnişleri sırf benim kabulume uymuyor diye neden yok saydım bimiyorum. Benim açımdan bir uyanışa sebep oldu.
1000Kitap
Gör BeniAkilah Azra Kohen · Everest Yayınları · 202019,3bin okunma
Puan vermedi
Ahmet Mithat Efendi; He is an enlightened writer with a strong oratory who dominates all fields such as journalist, story and novel writer, philosopher of history and contributes to the enlightenment of the society he is in, transferring his knowledge and experience to all segments of society. He wrote about the renewal movement that started with the Tanzimat in his works and he became a guide by writing his writings for information purposes. He read a lot of French books, gained knowledge about literary movements and transferred them to his works with his own interpretation. Ahmet Mithat Efendi is the leading name in the works of the Tanzimat Period. He conveyed his existing experiences both in his novels and his works such as Müşahedat, Taffüf, Mesail-i Muğlaka, Ahmet Mithat Efendi, Edebiyat Yazıları 1 and 2, he became one of the most enlightened writers of Turkish novelism, and he deserved to be known as a novelist because he was mostly engaged in novels among prose genres. Ahmet Mithat Müşahedat criticized Emile Zola in his introduction titled 'Hasbihâl with Kâriîn' in his work titled Müşahedat and described the situation of Emile Zola, who wrote with a naturalist perspective of French society, from a critical point of view. Mithat Efendi wrote almost all his works to guide and educate people. And for this reason, according to him, transferring the events existing in the society as they are, instead of educating people, he was worried about leading them down the wrong path and therefore he opposed the Turkish society to read Emile Zola. Ahmet Mithat is a socialist and devoted writer. His aim to educate the public has led him to address the problems of the people. In this respect, he is in a way the sociologist of his period. Naturalism is established through the
Edebiyat & Roman
Emile Zola Hayatı ve Edebi FaaliyetiMihail Barro · Dorlion Yayınevi · 00 okunma
9/10
·302 syf.··
2025 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2025 23:03
Öncelikle 70. kitabımın bu kitap olmasından dolayı aşırı aşırı memnun olduğumu söylemek istiyorum. (⁠~⁠‾⁠▿⁠‾⁠)⁠~ Yorumuma gelirsek.. Hani bazı kitaplar vardır ya ağızda muhteşem bir tat, bünyede harika bir tatminkârlık hissi bırakır okuduğun için... Tam olarak benim sevdiğim tarz bir kitap olduğundan ( fantastik/macera ) böyle hissetmiş olmalıyım. İnanılmaz bir sürükleyicilik, muhteşem bir kurgu ve tam yerinde harika bir aşk hikâyesi, ufak da olsa. 1 puan kırma sebebim de tam bu yüzden. İkilinin arasındaki çekim son sayfalarda o kadar hoş işlenmiş ki insan okurken kıpır kıpır oluyor. Bu güzel aşk neden kitabın geneline yayılmamış diye sorguladım. Hatta itiraf ediyorum, bu kitap spoiler almayı göze aldığım ilk kitap oldu. :D sürekli yapay zekâyı Uli kiminle aşk yaşayacak şu mu yoksa bu mu yoksa öteki mi diye darladım. Sonunda duyduğum isim aslında çok bariz olsa da çok şaşırdım ve sevdim. Neyse işte, bir de bazı kısımlar soru işareti bıraksa da yazarın kitabı devam edeceği için öyle bıraktığını bildiğimden pek takılmadım. Ama gel gör ki 2018'den beri ikinci kitabın gelmediğini fark ettiğim andan itibaren fena hâlde üzgünüm. Lütfen ikincisi gelsin. Buna çok ihtiyacım var..
Şifacı - BerweuliHatice Dırmıkcı · Profil Yayıncılık · 201854 okunma
Tiger Lily İle Sağ Gösterip Sol Vurmak
7/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2025 160. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2025 22:53
Bugün bir Peter Pan uyarlamasıyla karşınızdayım. Öncelikle yabancı ülkelerde bu masal ve bunun gibilerin tonla uyarlaması varken ne yazık ki çok azı Türkçeye çevrildiği için böyle eserleri bulmak bir hayli zor. O yüzden de Düşler Ülkesi ya da asıl adı olan Tiger Lily, ile karşılaştığım için çok ama çok mutluyum. Belirtmek isterim ki bu hikâye orijinal masaldan bir hayli farklı, zaten o yüzden de ilgi çekici. Yazar Jodi Lynn Anderson alışılmışın dışında bir yaklaşım izleyerek ana karakter olarak Wendy’yi değil de Kaplan Zambağı’nı (Tiger Lily; kitap ismini de buradan almış zaten) seçmiş. Ve onunla Peter Pan arasında romantik bir şeyler oluyor. Ayrıca tüm kitap da favori perimiz Tinker Bell’in ağzından anlatılıyor. Konusu ise şu şekilde: Her şey Düşler Ülkesi’nin yerli halkından biri olan Kaplan Zambağı ile başlıyor. Kendisi adada bulunan birçok farklı kabileden biri olan Gök Yiyiciler’in bir üyesi. Ama o, en basit tabirle, biraz farklı biri; kabilesindeki diğer kızlara kıyasla çok daha güçlü, vahşi ve erkeksi. Tik Tak adındaki şamanın üvey kızı. Bu arada belirtmeliyim ki Düşler Ülkesi, dünyadaki son tuhaflıkların kaçıp bir araya geldiği nadir bir yer. Dünyanın geri kalanı artık tamamen keşfedilmişken orası tüm o acayiplikleriyle birlikte bir şekilde gözlerden uzak kalmayı başarmış. Burası perilerin, denizkızlarının ve pek çok değişik hayvanın yaşadığı hem güzel hem de bir o kadar tehlikeli bir ada. Ayrıca Düşler Ülkesi canlıları için zaman bile farklı çalışıyor. Çünkü orada herkes hayatının bir noktasında yaşlanmayı bırakıyor ve sonrasında da hep aynı şekilde kalıyor. Bazıları büyümeyi çok daha erken bırakırken bazılarının ise büyümeleri biraz yaşlandıktan sonra duruyor; bu durumun sebebi ise herkes için gizemini koruyor. Bir gün kabilenin diğer çocukları adalarına şans eseri
1000Kitap
Düşler ÜlkesiJodi Lynn Anderson · Novella Dinamik · 2017124 okunma