Dostoyevskinin kitaplarında bolca Gogola atıf yapıldığı için okumaya başlamıştım. Asla benim tarzım olmaya bir şekilde yazılmış öyküler. Aşırı absürt ve olağanüstü. Tamamen kurgusal ve bir o kadar da saçma geldi. özellikle sonlara doğru kitabı çok zor okudum.
Öykülerde Petersburg'da yaşanan ilginç olaylar anlatılıyor. Kitapta surekli makam farkinin insanlarin hayatini ne denli etkiledigi gosterilmekte. Özellikle de buna en buyuk sebebin devlet duzensizliginin neden oldugu görülmekte. Zengin ve fakirlerin hayatindaki ucurum gozler onune serilmekte. En çok portre hikayesini beğendim.Etkileyici denebilir. Burun'da da bolca güldüğümu söyleyebılırım. Eğer edebiyatla çok ilgilenmiyorsanız okumanızı önermem.
Özetler:
Neva bulvarında biri ressam diğeri subay iki arkadaş ve onların âşık oldukları iki kadın üzerinden hayatlarının nasıl mahvoldugunu anlatıyor. Ayrıca ekleyebilirim ki Gogolda da Nietsche kadar olmasa da kadın düşmanlığı öykülerinde hissediliyor. Ayrıca hepsinde bariz bi sınıf çatışması var. Dönemin siyasi düzensizliği kitapta geniş yer almış.
Burunda da hatri sayılır derecede saygıdeğer bir memurun burnunun yüzünü terk edip kendi hayatına devam etmesini anlatır. Burun, makam ve mevkinin getirdiği saygınlığın bir simgesidir ki öykünün kahramanı Kovalev, burnunu kaybettikten sonra saygınlığını yitirdiğini, sadece memurluğunun kaldığını düşünür. Bu yüzden burnunu yakalamanın peşine düşer.
Portrede ise gizemli bir portrenin, insanlara hırs aşılayarak onların huylarının değişmesine ve adeta lanetlenmelerine neden olmasını anlatıyor. En sonunda yakılarak bu portrenin lanetinden kurtulunur.
Paltoda fakir bir memurun kendisine alay konusu olan paltosunu tamir ettiremeyecegini anlayınca yenisini almasıyla başlıyor. Binbir zorlukla aldığı, dostlarının paltoyu