Zülfü Livaneli'nin okuduğum ikinci kitabı. İlk kitabında olduğu gibi hiç sıkılmadan, aksine bitirmekten korkarak okudum. Kitabı okurken kurgunun şaşırtmasından ziyade neyin kurgu neyin gerçek olduğunda kafa karışıklığı yaşamaya başladım ve beni büyük bir araştırma isteği kapladı. Tarih dersi hiçbir zaman favori dersim olmadı, ilgi de duyamadım. Bu kitapla, yoğun bir şekilde tarihe açlık hissettim. Bilginin anlatılma şeklinin, karşıdakinin ilgi duymasını büyük ölçüde etkilediğine tekrar şahit oldum. Kitabı okuduğum esnada bastırdığım, kitaba ara verip araştırma yapmaya başlama açlığımı bir türlü kitabı elinden bırakamadığım için şimdi gidereceğim.