Aşkta kalbin çevresinde öyle bir sıcaklık, ciğerde de o kadar bol kan bulunur ki insan sanki bir şeyi kucaklayacakmış gibi kollarını açar; bu da ruhu karşılaştığı şeyle birleşmeye yöneltir.
Karaciğerle dalağın işi, her zaman toplardamarınkinden daha az saf yedek kan bulundurmaktır; kalpte bulunan ateş ya doğruca mideden gelen özsuyla ya da bu yedek kanla sürekli olarak beslenmek zorundadır, çünkü toplardamarda bulunan kan çok kolay genişler; ruhumuzla bedenimiz arasında öyle bir bağ vardır ki, hayatımızın başlangıcından itibaren, bazı beden hareketleri ile oluşan düşünceler, şimdi de onlar birlikte oluşur öyle ki bir nedenle bedende yeniden oluşan aynı hareketler ruhta da aynı düşünceleri oluşturur ve karşılıklı olarak, aynı düşünceler aklımıza gelince de aynı hareketler oluşur.
Platon kitapta Parmenides'i konuşturuyor ancak Platon'un daha önce başkalarının ağzından kendi fikirlerini söylettiği biliniyor o yüzden kime atıf yapılır bilmiyorum. Parmenides genel olarak "bir" ideasının ne olduğu ya da olabildiği üzerine dialektik yürütmüş. Konuşmak için karşısına Aristoteles'i davet etmesi beni beklentiye soktu ancak genç dönemine denk geldiği için belkide o da çözümleme yapmamış. Kısır döngüden kurtulamamış bir dialektik olarak kalmış. Dolayısıyla 4 puan verdim ve tavsiye etmiyorum.