“İntihar, akla düşen bir damla asittir. Onunla yıkanmasını bilmeyen delik deşik olur ve
erir. Bu yüzden intiharın eşiğinden dönen yoktur. Oraya varan orada yaşar. Oraya varan
orada ölür. Şimdi sen de o eşiktesin. O eşiğin altında. Ölene kadar. Korkma, sağlamdır
yerin. Üstüne gökyüzü çökse, yıkılmaz zihnin. Çünkü durduğun yerde, umursamayacaksın
insanlığı. Ama unutma, tırnağın kırılsa mermiyle dolduracaksın ağzını.”
Halk dediğin, olabilecekken, özgür olmak istemeyen, çektiği aptal
acılara aptal zevkler sayesinde katlanan ve bütün sosyal anlaşmalara uyan bir mahluktur.
Gerçekten de protezlerinin üzerine takım
elbise giyen bir gaziye söylenebilecek tek bir söz bile yoktu. Şehitler söz konusu
olduğunda her şey daha kolaydı. Ne de olsa binlerce şiir vardı, onlar için yazılmış olan.
Mezarlarının başına gidip okunabilirdi hepsi, ya da sessizce durulabilirdi. Ama bir gaziye,
bedeninin yarısını vatanı uğruna rehin bırakmış birine söylenebilecek hiçbir şey yoktu.