Hüseyin Demir

Dertlerimizi avutan akıl ve hikmettir, O engin denizlerin ötesindeki yerler değil. -Horatius Memleket değiştirmekle kıskançlık, cimrilik, kararsızlık, korku, tutku bizi bırakmaz. Onlar manastırlarda, medreselerde bile peşimizi bırakmazlar. Bizi onlardan ne çöller kurtarabilir, ne mağaralar, ne bedenimize ettiğimiz işkenceler: Öldürücü yara bağrımızda kalır. -Vergilius Sokrates'e birisi için, seyahat onu hiç değiştirmedi, demişler. O da: Gayet tabii, çünkü kendisini de beraber götürmüştür, demiş. Niçin başka güneş başka toprak ararsın? Yurdundan kaçmakla kendinden kaçar mısın? -Horatius Kötülüğümüz içimizde bizim; içimizse kurtulamıyor kendi kendisinden.
Sayfa 31 - İş Bankası·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ben de çalışmalarımın meyvesini denemeyi ölüme bırakıyorum. O zaman görürüz düşüncelerimin ağzımdan mı, yüreğimden mi çıktığını...
Sayfa 67 - İş Bankası·Kitabı okudu
"...Kimse cimri olduğunu, kıskanç olduğunu kabul etmez.""Hasta olduğumuzu bilmemek de iyileşmemizi daha da zorlaştırıyor."
Sayfa 75 - İş Bankası·Kitabı okudu
"Kendimiz -ki en iyi, en emin sığınağımız odur-, kendimiz bile güvenilir değiliz yeterince. Kendimi hem yürekçe, asıl iş yürekli olmakta çünkü, hem varlıkça öyle hazırlıyorum ki, başka her şeyimi yitirdiğim zaman kendimle yetinmesini bileyim."
Sayfa 82 - İş Bankası·Kitabı okudu
Babası olsaydı durumu yaklaşık şöyle dile getirirdi: Her istediğini yapmasına izin verilen biri, sonunda başını duvara çarpacaktır. Veya şöyle de diyebilirdi: Her istediğini gerçekleştirebilen kişi, kısa süre sonra artık ne istemesi gerektiğini bilmez olur. Ulrich kendi kendine bunu büyük bir keyifle yineliyordu. Eskilere has bu bilgelik, ona olağanüstü yeni bir düşünce gibi geliyordu. İnsanın olanaklarına, planlarına ve duygularına önce önyargılar, görenekler, güçlükler ve her türden kısıtlamalarla, tıpkı bir delinin sırtına deli gömleği geçirilmesi gibi, sınırlar konulması gerekir, belki ancak bundan sonradır ki insanın ortaya koyabilecekleri kök salabilir, değer ve süreklilik kazanabilir; -bu düşüncenin taşıdığı anlamları görmezden gelmek, gerçekten de neredeyse olanaksızdır!
Sayfa 93·Kitabı okuyor